Artık Merkel ve Sarkozy de Türkiye’ye gelemez!
Ruhat Mengi - rmengi@gazetevatan.com

AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli “Ergenekon” isimli ve “sivil asker, siyasetçi, yazar, doktor, sivil toplumcu, kısacası istenen herkesin içine atılıverdiği” gayya kuyusuna bu kez ABD’li Yazar Paul Auster’dan başlayarak Almanya Başbakanı Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy gibi yabancı devlet adamlarını da gönderivermiş. (Bu arada yeni listede Kemal Kılıçdaroğlu ile Selahattin Demirtaş da var, üçüncü muhalefet partisi MHP’nin Genel Başkanı Bahçeli nasıl kurtuldu acaba?)
Paul Auster “Çin’deki kadar çok gazeteci cezaevinde olduğu için Türkiye’ye gitmiyorum” demesi nedeniyle önce Başbakan’dan şiddetli tepki almıştı, arkasından “dindar gençlik” tartışması ile birlikte Paul Auster tartışması da Hükümet üyeleri tarafından sürdürüldü. Auster bu tartışmaları anlayabilir ve hatta kendisini Türkiye’ye davet edenlerin davetine cevap verebilirdi. Gelir, gelmez, bu çok önemlidir filan değil ama Time dergisinin “kahvehane polemiği” diye eleştireceği kadar gereksiz bir çekişme, üstelik “bir başbakanla bir yabancı yazar arasında” sürdürülmemiş olurdu.
Şimdi artık bu “yabancı Ergenekoncular listesi”nden sonra sadece Paul Auster değil, Angela Merkel ve Nicholas Sarkozy de bundan sonra Türkiye’ye gelmeye asla cesaret edemezler.. Uçaktan iner inmez, daha havaalanında derdest edip “Ergenekoncusunuz, hadi bakalım cezaevine” diye tutuklasalar, içeri girdikten sonra artık anlat derdini anlatabilirsen..
TERSİNE DÖNEN MASUMİYET KARİNESİ
“Kardeşim ne Ergenekon’u, delirdiniz mi siz, neyi kastettiğinizi bile anlamıyorum” deseler bile dinleyen olmaz.. “Suçluluğu ispatlanana kadar herkes suçsuz kabul edilir” diyen “masumiyet karinesi” de tersine dönmüş, “kendin suçsuz olduğunu ispatlayana kadar suçlusun” haline gelmiş. Hakimler duruşmada “tutukluğunun devamına...” demekten başka bir söz söylemiyor, isteyenin imzasız mektupla gönderdiği suç isnadı bile kabul ediliyor, iddialara polis tarafından yapılan “sehven ilaveler” fark edilmese onlar dahi suç hanesine yazılacak.
Bu durumda Sarkozy’le Merkel bile, “dünyanın en güçlü 8 ülkesi” arasında olan iki ülkenin liderleri olarak da bir daha “Ergenekon’la bağlantıları olmadığını” ispatlayıp yakayı sıyıramazlar. Bu nedenle diyorum ki artık Paul Auster’i davet etmeyi bırakın, kimsecikler kolay kolay Türkiye’ye gelmez, siz olsanız gelir miydiniz?
*****
Tinerciler ya dindar ise?
Başbakan Erdoğan “dindar bir gençlik” tartışmasına devam ediyor. Son olarak Hüseyin Çelik’in sözlerine benzer şekilde “Tinerci bir gençlik mi istiyorsunuz, hem çağdaş, hem dindar olunamaz mı, biz bunu istiyoruz” demiş. Keşke bu bir “münazara konusu” olsaydı ve hep beraber oturup bu konuyu tartışabilseydik. Çünkü gerçekten tartışacak çok şey var.
Mesela bu sözlere karşılık “Tinercilerin çoğunun dindar ailelerden gelmediğini ve öyle yetişmediğini nereden biliyoruz” denebilir, zira onların tinerci olmasının asıl nedenleri arasında; ailelerin yoksulluğu ve ezilmişliği, çok çocuğu da olan böyle ailelerin çocukları sokaklara salıvermesi ve kontrolsüzlük, o gençlerin “mutsuzluğu” bu şekilde gidermeye çalışması da var. İyi bir okulda eğitim alamamaları veya “kötü alışkanlıkları olan arkadaş” kurbanı olmaları da var.
İBADET ‘KUL’LA ALLAH ARASINDA..
Uyuşturucu konusunda çok TV programı yaptım, psikolog açıklamalar da bunları doğrular. Kısacası “dindar olmak”la tinerci olmak arasında öyle kolay bir bağlantı yok. Öte yanda “hem çağdaş, hem dindar bir nesil yetiştirme” derken sanki şu anda “çağdaş olanlar dindar değil”miş gibi (ibadetin de kulla-Allah arasında kalması gerektiğine, şovunun yapılmaması gerektiğine göre, kimin ne kadar dindar olduğu nasıl biliniyorsa) bir vurgu hissediliyor. Çağdaş insanların da çoğu ailesinden, kendisi araştırarak veya okulda din dersleriyle yeterli din eğitimini almıştır, onlar arasında da “dindar” lar çoktur, olmayanların da kendi bileceği konudur.
Onlar da bu konuda sadece “Yaradan”a hesap vereceklerdir. Bunları sadece demokratik ve her dinden vatandaşı olan bir ülkede “devletin, hükümetin, siyasetin” vatandaşların din ve ibadetine karışmaması, bu konuda baskı hissedilmemesi gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum. Yoksa din dersinin eskiden olduğu gibi okullarda “seçmeli ders” olarak verilmesinin ve çok iyi hocalar tarafından öğretilmesinin yararına inanıyorum, bunu yazdım da. Ama tartışmanın artık hangi konuda yararı oluyor ki, sonunda “kararlaştırılan” yapılacaktır nasılsa!
*****
İzninizle kaçıyorum!
Sevgili okurlarım, yine aylardır hiç ara vermeden yazdım, o “haftada bir gün”ler bu “zamanla yarışma stresi”ne yetmiyor. İzninizle kısa bir süre dinlenmek için sizden ayrılacağım. Beni özleyeceğinizi biliyorum ama özleyin de zaten. Gerçek sevgi, ilgi böyle ayrılıklarda anlaşılır. Haydi tekrar kavuşuncaya kadar kalın sağlıcakla!
Emeklilik sistemi ve yaşı değişecek

FACEBOOK YORUM
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha hızlı onaylansın!
- Haberlere yorum yazabilmeniz için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
- Eğer üyeyseniz, aşağıdaki formu kullanarak hemen giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz...
- Uzun yorumları yoğunluk nedeniyle yayınlayamıyoruz, lütfen kısa yazmaya dikkat ediniz...
- Bu sayfa, eleştirilerinizi iletebileceğiniz demokratik bir platform sağlamak için açılmıştır. Lütfen başka amaçlar için kullanmayınız...
- Yorumlarınızdan doğabilecek yasal sorumluluk size aittir...
bir Başbakan , yanlız ve yanlız devlet işleri ile meşgul olur, TV de her konuşanla değil diye düşünüyorum, kim demişse en iyi müdafa saldırıdır diye doğru söylemiş.
07.02.2012 16:41:33
İlk oylayan sen ol!
0
0
0
Dindar adam,önce Türkiyenin Ülkesi ve Milleti ile bölünmez bütünlüğünden yana olur.İnsanları Dindar,Ateist,Alevi,Sünni,tinerci vs. diye ayırmak Ülke ve millet bütünlüğüne zarar verir.
07.02.2012 16:24:37
İlk oylayan sen ol!
0
0
0
*Dindar Gençlik yetiştireceğiz*diyorlar.Yetiştirdikleri dindar gençlerin çoğu KuranıKerim e değil,Vahabilik mezhebine yakındırlar.Onların çoğu Kuranıkerimdeki kurallara değil,SuudiArabistanlıların Vahabi uygulamasına yakındırlar.
07.02.2012 16:02:24
İlk oylayan sen ol!
0
0
0
Evet sayın Ruhat Mengi,masumiyet karinesini tersine çevirenler,ekranlarda ağızlarını ballandıra ballandıra." Suçsuzlukları ispat edilene kadar suçludurlar."demeleri yok mu kahroluyorum.Söyleyen de gazeteci ,tutuklu olan da gazeteci.Ağacı kesen baltanın sapı da ağaçmış!
07.02.2012 15:21:52
17 kişi oyladı, sen de oyla
17
0
0
3-..OLARAK DAMGALAMAYI UNUTMUŞ.'AĞZI OLAN KONUŞUYOR'DİYE DOĞRULUĞU TESCİLLENMİŞ BİR SÖZ VARDIR.BÜLENT GEDİKLİ'NİN SARFETTİĞİ SÖZLER DE BU CİNS SÖYLEMLERDİR.ÜZERİNDE DAHA FAZLA DURUP,SÖZ SAHİBİNİ OLDUĞUNDAN FAZLA GÖSTERMEK HATADIR.BIRAKIN KONUŞAN KONUŞSUN!
07.02.2012 08:56:59
İlk oylayan sen ol!
0
0
0