
Bütün bir hafta bu soru tartışıldı durdu. Meseleyi anlamak için ben de atlayıp İzmir’e gittim. Gördüm ki onların tepkisi DTP’ye değil aslında, henüz belirsiz Kürt açılımına, Habur kapısındaki gövde gösterisine... Televizyonda gördüklerini bir türlü hazmedemiş, evlerinin önünde benzer görüntüleri görünce çileden çıkmışlar! Ama konu taşa sopaya gelince, “Bize yakışmadı” diyecek kadar da kendilerini biliyorlar...

Türkiye, en büyük tabularını tartışıyor, çözüm arıyor. Kırmızı çizgiler zorlandıkça, hele ki ’açılım’ın ne olduğu konusunda da kimse bir şey bilmeyince, alarm veriyor ülke... İlk alarm hiç beklenmedik bir yerden, İzmir’den geldi. Cumhuriyet’ten bu yana milliyetçiliğe prim vermeyen, hoşgörüsüyle öne çıkan, aydın insanların kentinden... Geçen pazar DTP konvoyu Üçyol Caddesi’nden geçerken, olanlar oldu. DTP’lilere karşı bir protesto başladı. İzmirliler, özellikle de kadınlar, tencereleri, tavaları vurarak çıktılar pencerelere, tabii ki Türk bayraklarıyla birlikte... Ardından olay sokağa taştı, bir anda taşlar yağmaya başladı, fırsatını bulan sopayla saldırdı konvoya... Birileri mi kışkırtmıştı? Belli bir örgütün eylemi miydi? İddia çok, ama kesinlik yok. Belki sokaktaki olaylar organizeydi, ama kimse pencerelerdeki protestoları buna bağlayamaz. Neyse ki ucuz atlatıldı!
Tehlikeli laflar!..Bütün bir hafta “İzmir’e ne oluyor?” sorusuyla birlikte Kürt açılımı tartışıldı durdu. Meseleyi anlamak için ben de atladım İzmir’e gittim. Önce protestoların yaşandığı Üçyol Caddesi’ne... Taş atanları bulmayı zaten beklemiyordum, ama evdeki portakalları, yumurtaları atanları, bayrak açanları buldum. Ve gördüm ki, aralarında sıradan ev hanımları da var, genç kızlar da, emekliler de, üniversiteli gençler de... Aradan bir hafta geçmiş, insanlar sakinleşmişti ve birkaçı hariç çoğu aklı selimden yanaydı; “Tabii ki taş atmak yanlıştı” diyorlardı ve ağız birliği etmişçesine, “Bu İzmir’e yakışmadı” cümlesinde birleşiyorlardı. Ama yine hemen hepsi, Habur’daki karşılama törenini bir türlü hazmedememişti.

O gövde gösterisinin benzerini kendi evlerinin önünde yaşayınca bir anda patlamışlardı. Hele ki o zafer işaretlerini ve PKK bayraklarını görünce film kopmuştu. “DTP’liler, onlar parti bayrağı dese de, bal gibi PKK bayrakları da vardı konvoyda” diyorlardı yemin ederek... Orta yaşlı bir İzmirli, “Konvoyda tek bir Türk bayrağı olsaydı, inanın onları alkışlayarak geçirirdik bu caddeden. Ama bu ülkenin partisiyiz diyen DTP’nin konvoyunda tek bir Türk bayrağı yoktu. Hep biz mi hassas olacağız, onlar da biraz hassasiyetlere dikkat etmeli” diyordu.
İzmirliler bir şekilde kışkırtılmış, kimisi suçu MHP’ye atıyor ama çoğunluk derin bir provokasyon olduğu kanısında. Siz buna bir de son yıllarda iktidarla İzmirli arasındaki gerilimi ve yoksullaşan İzmir’i ekleyin, bundan daha iyi bir ortam olur mu kışkırtmak için! Benim gördüğüm bir Türk-Kürt ayrımı yok İzmir’de... Ama kışkırtmaya açık kırgın bir toplum var; ta ’Gavur İzmir’ gafından bu yana... İşte bu yüzden sözlerine en çok dikkat etmesi gerekenler, başta Başbakan, sonra da İzmirliler’e, “Sivil faşist” deme gafında bulunan DTP lideri Ahmet Türk... Yani provokatör aramaya hiç gerek yok, yetkili ağızlardan çıkacak laflar provokatörlerden de tehlikeli!
Ortada bir senaryo var
Selin Tozkoparan (Ege Üniversitesi’nde çalışıyor):
İzmir’e neler oluyor böyle? Bence ağır tahrik oluştuğu için bu olay oldu. Ama bunun olması için birtakım senaryolar oluşturuldu öncesinde. O tahriğin oluşacağını bilenler tarafından, o tahriği başlatmak için bir öncü grup gönderildi oraya...
Yani provakasyon vardı?Evet. Çünkü o DTP’li grup içinde böyle bir duruma tepki verebilecek insanların olduğu hesaplanmıştı. Şimdi bu anlamda İzmir’i günah keçisi ilan ediyorlar. Ben bu olayın Türkiye’nin değişik yerlerine sıçrayacağına inanıyorum.
İzmir’de böyle olursa başka şehirlerde daha kötüsü olabilir deniyor...Saime Pamukçu (Selin Hanım’ın annesi): Ben İzmir kadar medeni, toleranslı, ulusalcı bir şehrin böyle bir olayı yaşamasını provakasyon diye düşünüyorum. Bu hava bilerek yaratılıyor, artık bu olaylar Türkiye çapında yayılacak, İzmir’de bile böyle olursa kim bilir başka yerlerde neler olacak deniyor.. Bu ulusalcılara bir mesaj gibi geliyor bana...
Selin Hanım: Yani İzmir faşizmle bir tutulacak. Faşistler gerçekten var ulusalcılar arasında ama İzmir’in faşizm boyutu taşıdığına inanmıyorum.
Peki siz olsaydınız orada tavrınız ne olurdu?Tabii ki yuhalamak ya da taş atmak gibi bir tepki göstermezdim. Çünkü dediğim gibi bu tepkinin temelinde, orada bir senaryo ortaya konmuştu. Ben o senaryonun bir aktörü olmak istemezdim. O senaryo bizim senaryomuz değil. Bence kurgulanmış bir senaryo, oradaki insanlar sadece figüranlık yaptılar. Oradan geçerken galeyana kapılanlar olabilir ama o taş atanlar ne yapacaklarını biliyorlardı.
İzmir’e hiç yakışmadı
Sevcan Sarıgül (Astrolog):
İzmir’e neler oluyor böyle?Biliyorsun yavrum, bizim buraları DTP’liler doldurdu. Burası küçük bir Avrupa’ydı, çok güzeldi, çok iyiydi ama açılım olması çok iyi olmadı.
İyi de niye bu tahammülsüzlük?O gün ben evdeydim. Çok üzüldüm. Ama duyduğum kadarıyla DTP’liler başlatmış olayı. Öbürküler de dayanamamış... Ama olmayacak bir şeydi. İki taraf için de...
Peki siz olsaydınız ne yapardınız?Taş atmazdım tabii, hatta atanları da uyarırdım. DTP’lileri de uyarırdım. Ortalığı karıştırmaya gerek yok. Hepimiz Müslümanız, kardeşiz, yarın öbür gün yüz yüze bakacağız, birbirimize girmeye ne gerek var! İzmir’e yakışmadı yavrum. İnşallah her şey iyiye dönüşür. Bence anlaşma yoluna gitmek lazım.
Erdoğan insanları ayırdı
Aslı Kızıldağ (Konfeksiyonda çalışıyor): Yaşananları hiç doğru bulmadım. Konvoyun taşlanması çok yanlıştı. Böyle giderse CHP’liler, MHP’liler de Güneydoğu’ya giremez. Aslında bütün bunlar siyasetçilerin tutumundan kaynaklanıyor. Açıkçası ben oyumu Tayyip Erdoğan’a vermiştim. Ama o insanları ayırdı. 20 senedir CHP’liydim, sonra değiştim AKP’ye geçtim. Şimdi ondan da vazgeçtim, DSP’ye oyumu vereceğim...
O tepki DTP’ye değildi!
Yaşananlar için ne düşünüyorsunuz?Genç kız: İzmir bölünmeyecek! Türkiye de bölünmeyecek!
Dur dur, ben annene sordum... Sen kaç yaşındasın daha?15... Biz Atatürkçü’yüz, Atatürk’ün de yolundan gideceğiz.
Bu yaşta her şeyden haberi var maşallah. Merak ettim, mesleğiniz ne sizin?Annem ev hanımı, babam şoför.
Anneni konuşturmadın hiç... Siz de aynı şekilde mi düşünüyorsunuz?Evet... Bir kere, o gün yapılan DTP’ye değil, PKK’ya yapılmıştı. Çünkü PKK bayrakları vardı ellerinde... O kadar şehit verildi. Tamam taş atanların yaptığı da yanlış, ama DTP’lilerin yaptığı da yanlış. Araba sürüyorlar insanların üzerine... Ahmet Türk geliyor diye o karşılamayı yaptılar ama PKK’yı savunarak yaptılar. Ülkemizi bölmeye çalışıyorlar. ‘Kürdistan coğrafyası’ diyorlar, ne demek Kürdistan coğrafyası? Sonra nedir bu açılım, biz zaten Kürtler’le içli dışlıyız, şimdiye kadar birine zarar mı vermişiz? Kadifekale’de dünya kadar Kürt var, yan gözle bakan mı olmuş birine?
İsminizi öğrenebilir miyim?İzmirli vatandaş...
Yapmayın, o kadar konuştuk. Niye?Ayşe deyin, Fatma deyin...
Fotoğrafınız var ama...Olsun!
Konvoya iki kilo portakalla, iki de yumurta attım
Zehra Haymana (32 yaşında):
Siz de taş attınız mı o gün?Hayır... Ama olay günü o büyük bayrağı açan benim, bütün olayları yukarıdan gördüm. Hatta insanların üzerine araç süren şoförü de yakından gördüm. Bazıları, bu işin organize olduğunu söylüyor. Ben Karadenizli’yim, 15 yıldır İzmir’de yaşıyorum. İzmirliler neyin ne olduğunu bilen, aklı başında insanlardır, durduk yerde galeyana gelmezler. Şimdiye kadar İzmir halkı hangi parti konvoyuna saldırmış? Demek ki bunun bir sebebi var. Durduk yerde kimse bir şey yapmadı.
Sebep neydi peki?Biz kimseye düşman değiliz. Ama artık patlama noktasına geldik. O terör örgütünün liderinin yıllardır hapishanede beslenmesi bile canımızı yakıyor. Zamanında Menderes gibi bir insanın asılmış olduğu bir ülkede biz terörist başını hapiste besliyoruz. Neden insan hakları sadece onlara işliyor? Neden sadece Kürtler korunuyor?
Gerçekten o gün taş atmadınız mı?Taş atmadım. Ama iki kilo portakal, iki de yumurta attım. Portakalları tutturdum da yumurtaları tutturamadım. Silahlar patlamaya başladı. Tek başına ölürüm dedim, kendimi içeri çektim. O gün bizim amacımız birilerine zarar vermek değildi, tepkimizi belli etmekti. Benim yaptıklarım da belki övünülecek şeyler değil ama...
En azından daha medeni... Kimseye bir şey olmaz. Sopayla saldıranlar oldu, taş atanlar oldu, pazar arabasıyla arabalara vuranlar oldu. Yazık günah, o araçların içinde de insanlar çocuklar vardı. Ama demek ki bizim de bir tahammül sınırımız varmış.
Şükran Haymana (Zehra Hanım’ın annesi): Hak ettiler kızım. Çok oldular...
Neydi o zafer işaretleri?
Erol Üdül (75 yaşında):
O gün olanlara şahit oldunuz mu?Evet. Konvoy normal gidiyordu ama yarısı geçtikten sonra zafer işaretleri yapılmaya başlandı. Ellerinde bir tek Türk bayrağı yok! Türkiye’de yaşıyorsun, İzmir’e gelmişsin, nedir o zafer işaretleri? Haliyle insanlar galeyana geldi. Hele biri polisin ayaklarını çiğneyerek geçti, gördüm... Ondan sonra millet balkonlardan bayrakları sarkıttı. Polis biraz sakinleştirdi ortalığı. Ben durumu görünce dükkanı kapattım. Baktım ileride polis barikat kurmuş...
Siz de kon-voya taş attınız mı peki?Hayır canım, neden atayım? Onlara da karşıyım. Ne olursa olsun, atılmaz. Ama normal vatandaş gibi geçmiş olsalardı, millet galeyana gelmeyecekti. Onların taşkın hareketleri neticesinde bu olaylar patlak verdi. Herkesin bir tahammül sınırı var. Bu kadar medeni bir şehri böyle galeyana getirebiliyorlarsa, tahrik ediyorlarsa başka şehirlere hiç gitmesinler! Bak kızım, eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, eğitim düzeyimiz artmış olsaydı, köy ağalarının, aşiret reislerinin sözü geçmeyecekti, Kürt halkı da bilinçli olacaktı. Şimdi ne oluyor, birilerinin peşinden gidiyorlar. Amerika Ortadoğu’yu karıştırdı, şimdi sıra Türkiye’ye geldi...
Eğer biz faşistsek, Ahmet Türk de terörist!
İzmir’e gelmişler, ellerinde kırmızı, sarı, yeşil bayraklar...
O konvoyda tek bir Türk bayrağı olsaydı bütün İzmir alkış tutardı
Siz yaşananlara şahit oldunuz mu?
Hakan Sudabaş (50 yaşında, emekli): Evet. 50-60, hatta 100 araba şölen havasında o kadar güzel geçti ki... Hiçbir problem yoktu. Yani sebep kesinlikle Kürt-Türk ayrışması falan değildi. Bizim Kürt arkadaşlarımız, komşularımız var. Gül gibi geçiniyoruz... Ama tabii biz geçenlerin DTP’li olduğunu görünce Türk bayraklarımızı açtık, çünkü onlar da sarı, yeşil, kırmızı bayraklarla, zafer işareti yaparak geçiyorlardı.
Hadiye Hanım (Soyadını sorunca gülerek Lekesiztürk diyor): Ne zaman ki onlar 2-3 arabadan inip, ‘İndirin o bayrakları!’ diye bize küfrettiler, o zaman halk galeyana geldi. Hepimizin ortak bayrağı değil mi Türk bayrağı, DTP de Türkiye Cumhuriyeti’nin partisi değil mi, o zaman o bayrağa tepki göstermeyecekler...
Yapmayın, gerçekten böyle mi oldu?Evet. Bakın kızım, burada Kürtler ev sahibi olmadı mı, araba sahibi olmadı mı, yer yurt sahibi olmadı mı? Biz onları kabul ediyoruz, onlar bizi kabul etmiyor.
Hakan Bey: Faşistlik yapan biz değiliz, onlar. O lafı diyen Ahmet Türk’ün kendisi!
Hadiye Hanım: Kürt komşularımızın başımızın üzerinde yeri var. Ama onlar farklı...
Serdar Bey (Soyadını vermek istemiyor, ama fotoğrafa hayır demiyor, kimyager): Şurada, 70 yaşlarında iki hanım, balkondan bayrak sallayıp, ’Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diye bağırıyorlardı... Bu faşistlik mi? Eğer biz faşistsek, Ahmet Türk de terörist!
Hakan Bey: Bizim faşistlikle, milliyetçilikle bir ilgimiz yok. Ülkemizi sevmek, bayrağımızı sevmek suçsa, evet hepimiz bu anlamda koyu faşistiz. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olan bir parti kendi ülkesinin bayrağını sevmiyorsa en büyük faşist onlardır.
Serdar Bey: Konvoyda bir tek Türk bayrağı yoktu ya! İnanın, o konvoyda tek bir Türk bayrağı olsaydı, bütün İzmir alkış tutardı.
Hakan Bey: Tamam bir tarafta kendi bayrakları olsun, ama bir tarafta da bir-iki tane Türk bayrağı olsun. Olsun ya, bu ülkede yaşıyorlar!
Serdar Bey: Bize hikaye okumasınlar. İlk defa bir gazeteci gelip ’Ne oldu?’ diye soruyor. Televizyonlarda izledim, buraya gelmemişler, bu insanlara sormamışlar, esnafla konuşmamışlar, oturdukları yerden ahkam kesiyorlar. Buradan 50-100 tane araba çok rahatlıkla geçti. Kimse bir şey demedi. Demek ki sonra bir şeyler yaşandı.
Hakan Bey: DTP’liler bilerek adama çarptığında ben aşağıya inmiştim.
Bilerek mi?Serdar Bey: Evet. Ben yukarıdan arabanın içeri girip çocuğa çarptığını gördüm. Konvoydakiler de zafer işareti yapıyordu. Kimse MHP’li değildi ama sırf onlara tepkisinden MHP işareti yaptı. Burada MHP’nin hiçbir suçu yok.
Siz MHP’li misiniz?Hayır. CHP’li de değilim. Ama yerel seçimlerde CHP’ye oy verdim.
Peki bundan sonra İzmir MHP’li olur mu?Hakan Bey: Hayır. Ben İzmir’e faşist diyecek bir mantığı anlayamıyorum. O zaman Ahmet Türk Çeşme’deki yazlığına gelmeyecek kardeşim.
Çeşme’de yazlığı mı var?Bilmiyor musunuz? Ildır’da Parlamenterler Sitesi’nde yazlığı var. TBMM’nin tahsis ettiği özel bir koyda...
Serdar Bey: Ülkeyi bölmek için kullanılıyorlar. Bunu neden göremiyorlar? Bir gün Kamer Genç, “Ben Kürdüm ve her tür hakka da sahibim” deyip, Hasip Kaplan’a “Senin hangi hakkın eksik” diye sordu. Doğru dürüst cevap alamadı. Hangi hakları eksik? Türkiye Cumhuriyeti, Kürtler’e başbakan olamazsın demedi, cumhurbaşkanı olamazsın demedi...
Hakan Bey: Bir televizyon programında duydum, güya Kürtler’den alışveriş yapmıyormuş İzmirliler. O zaman Kemeraltı’ndaki bütün dükkanların kapanması lazım. Çünkü esnafın çoğu Kürt... Ama biz onlardan alışveriş yapıyoruz. Bizim Kürtler’le sıkıntımız yok.
Hadiye Hanım: Kadın giyinmiş süslenmiş, gelin gibi... Ne zaman arabasına taş geldi, “Arabada çocuk var. Yapmayın ne olur” diye yalvarmaya başladı. Tamam doğru değildi ama PKK dünyanın çocuğunu öldürdü, onların canı yok muydu? Okul basıp öğretmenleri öldürürken onların canı yok muydu? Sen İzmir’desin, gelmişsin elinde sarı, yeşil, kırmızı bayraklar. Bir de geçerken zafer işaretleri, olmaz! Terörist başının adını gururla anmayacaklar. Bizim Atatürkümüz’le o terörist başının adını yan yana koymayacaklar. Çok istiyorlarsa Apo’yla birlikte olmayı İmralı’ya gitsinler...
YARIN:- İzmir’de MHP’nin oyları yükseliyor mu?
- Neden insanlar isimlerini vermeye çekiniyor?