'Babanıza gerekeni yaptık gidin cenazelerinizi toplayın!'
Nurten ASLAN- Ramazan YAVUZ- Bünyamin YIL- Ferit ASLAN- Muharrem KONTAZ- Bayram BULUT/ MARDİN
Mardin’deki korkunç katliamın emrini verdiği iddia edilen ‘Şıh Mehmet’ lakaplı Mehmet Çelebi’nin, götürüldüğü karakolda nöbet tutan ve öldürdüğü aileden olan bir korucuya böyle bağırdığı ortaya çıktı.
Katliamı yaptıkları iddiasıyla tutuklanan 10 zanlıdan 6’sının kardeş, 2’sinin kuzenleri ve 2’sinin de baba-oğul olduğu öğrenildi...
Mardin’in Mazıdağ ilçesine bağlı Bilge Köyü’nde geçen pazartesi gecesi 44 kişinin katledildiği, 3 kişinin yaralandığı saldırının ardından köyde bir yanda yas, bir yanda da göç var. Saldırının faili oldukları iddiasıyla tutuklanan 10 kişinin yakınları evlerini boşaltıp eşyayı kamyonlara yükleyerek göç ediyor. Soruşturma devam ederken, katliam emrini verdiği iddia edilen ‘Şıh Mehmet’ lakaplı Mehmet Çelebi’nin, saldırının ardından gözaltına alınıp götürüldüğü karakolda nöbet tutan ve öldürdüğü aileden olan bir korucuya, “Babanıza gerekeni yaptık. Şimdi gidin cenazelerinizi toplayın” diye bağırdığı ortaya çıktı. Katliamı gerçekleştirdikleri iddiasıyla tutuklanan 10 zanlıdan 6’sının kardeş, 2’sinin onların kuzenleri ve 2’sinin de baba-oğul olduğu belirlendi.
27 Kalaşnikof toplandı
Tutuklananlardan Süleyman Çelebi, Mehmet Çelebi, Ömer Çelebi, Abdul Hakim Çelebi, Mehmet Sait Çelebi ile M. E. Çelebi’nin kardeş, 14 yaşındaki M,Ş.Ç’nin ise Abdul Kerim Çelebi’nin oğlu olduğu, diğer tutuklular A.Ç. ile A.Ç’nin de 6 kardeş tutuklunun kuzenleri olduğu öğrenildi. Katliamla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında köyden 2’si ruhsatsız 27 Kalaşnikof tüfek toplandı. Bu otomatik silahlar balistik incelenmeye alındı.
“Beklemede kalalım” kararı
Saldırıda hayatını kaybeden Çelebi Ailesi’ndens sağ kalan erkekleri, olayın ardından biraya gelerek durum değerlendirmesi yaptı. Bu toplantıda, “Hiçbir karşı harekette bulunmayalım. Öldürenlerin kim olduğunu biliyoruz. Beklemede kalalım” kararı aldıkları belirtildi.
’Toprak kavgası’ iddiası
Bilge Köyü’ndeki katliamın nedenleri arasında gösterilen toprak kavgasının 1989 yılına dayandığı ortaya çıktı. İddiaya göre, o dönemde köyde yaşayan Akyüz, Akbaş, Acar, Alkış, ve Altaş aileleri, köye yerleşen Çelebi ailesi ile aralarında kan davası çıkınca köyü terk etmek zorunda kaldı. Ailelerin köyü terk etmesinin ardından Çelebi ailesi arasında toprak paylaşımı yüzünden husumet başladığı ve bu günlere kadar geldiği belirtildi. Köyü terk ederek Bursa’da yaşayan Akyüz ailesinden Ercan Akyüz, Bilge Köyü’nden 1989 yılında akrabaları olan 4 aile ile birlikte ayrılmak zorunda kaldıklarını belirterek şunları anlattı:
100 dönüm arazi yüzünden
“Katliamı duyduğumuzda şoke olduk. Televizyonlarda terk etmek zorunda kaldığımız evlerin yıkıldığını gördük. Bize göre katliamın sebebi ne kız ne de başka bir şeydir. Bütün sebebi köyden kan davası nedeniyle göç etmek zorunda kalan 5 ailenin geride bıraktığı 100 dönümlük arazinin paylaşımından kaynaklandı. Çünkü köyün arazileri ve balık tesisleri altın değerinde ve büyük bir rant idi. Biz geride bıraktığımız toprakların geri alınması için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Başsavcı ve komutan geldi
Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, geçici karakol oluşturduğu Bilge Köyü’nde, saldırının ardından olası olaylara karşı aldığı yoğun güvenlik önlemini de devam ettiriyor. Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Fehmi Yılmaz ile Mardin İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Alaaddin Katı da köye gelerek, saldırının gerçekleştiği evde incelemede bulunup, görevlilerden bilgi aldı.
Ellerinde eşi veoğlunun kanı var
KatLİamda ailesinden 7 kişiyi kaybeden Ayşe Çelebi, ellerinde saldırıda yaşamını yitiren oğlu ve eşinin kan izlerini taşıyor. Ayşe Çelebi’nin nasırlı elleri arasına sızmış kan izleri hâlâ duruyor. Saldırının şokunu üzerinden atamayan Çelebi, olay günü kayınbabası Mehmet Çelebi’nin evinde bulunduğunu, eşi, oğlu, kayınbabası ile diğer aile fertlerinin nişan törenin yapıldığı eve gittiğini söyledi ve korkunç geceyi şöyle anlattı: “Silah seslerini duyunca koşarak oraya gittim. Herkes yerde ve kanlar içindeydi. Kocamı ve oğlumu kucağıma alarak, dışarı çıkarttım. Ellerim kan içindeydi. Ellerimi yıkayamadım. Halen kocamın ve oğlumun kanı ellerimde duruyor.”
Ömürleri boyunca ölüm korkusuyla yaşayacaklar!
Mardİn’dekİ katliamın en büyük mağdurları çocuklar oldu. Yaklaşık 90 çocuk yaşamlarının en kötü anına tanıklık etti. Saldırının ardından 70 çocuk da yetim ve öksüz kaldı. Göç etmek zorunda kalan 12 ailenin yaklaşık 50 çocuğu da çok sevdikleri köylerinden ayrılarak, hiç bilmedikleri mekanlarda yaşamaya mecbur bırakıldı. Dicle Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aytekin Sır, olaya tanık olan çocuklara ilk bir ay içinde mutlaka psikolojik destek verilmesi gerektiğini söylüyor: “Olayı yaşayan çocuklar var. Annesine, babasına ateş edildiğini duymuş. Günlerce, yıllarca ve hatta ömür boyu bu korkuyu yaşayacaklar, kabuslar görecekler. İlk bir ay içinde ciddi bir destek sağlanırsa topluma uyumları daha kolay olur.” Mardin Milli Eğitim Müdürü Hasan Dal, saldırı nedeniyle ara verilen eğitime de 11 Mayıs günü başlanacağını bildirdi. Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği de, öksüz ve yetim çocukların eğitim masrafını karşılama kararı aldı. Dernek tarafından ayrıca her aileye “Kardeş aile” ve her öğrenciye “Kardeş öğrenci” bulma kararı verildi.
Katliamın sonucu kamyonda yazılı: ANLAMI KALMADI!
KatlİamI yaptıkları gerekçesiyle tutuklanan 10 kişinin ailesi ve yakınlarından yaklaşık 100 kişiden oluşan 12 ailenin köyden göçü devam ediyor. Göç eden aileler eşyalarını kamyonlara yüklerken jandarma ekipleri köyde sıkı güvenlik önlemleri alıp, evlerin yanına kimseyi yaklaştırmıyor. Jandarma ekipleri evlerin damlarında da önlemlerini sürdürürken, sürekli çevreyi dürbünlerle kontrol ediyor. Ailelerin nereye gittikleri de güvenlik gerekçesiyle gizli tutuluyor. Katil zanlılarının ailelerinin başında olan ve göç etmeye hazırlanan Ahmet Çelebi, “Bizim için katiller köyden kaçıyor diyorlar. Konuşulacak çok şey var ama konuşamıyoruz” dedi.
Bahçedeki sebzeyi de götürdüler
Göç edenlerin eşyasını taşıyan kamyonlar köyden ayrılırken, bazı çocukların yaşıtlarına el sallayıp vedalaşması dikkat çekti. Bazı kadınlar ise bahçesindeki sebzeleri de toplayıp götürdü. Köyden göç eden çocuklardan 5 yaşındaki Yazgül Çelebi, “Köyden ayrılmamız gerekiyor. Televizyon ve gazetelerde hep bizim fotoğraflarımız var. Nereye gideceğimizi bilmiyoruz” dedi. Göç eden ailelerin eşyalarını taşıyan bir kamyonun arkasındaki, ‘Anlamı kalmadı’ yazısı ise tüm yaşananları özetler gibiydi.
İHD, Baro ve Tabipler Odası inceleme yaptı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Baro ve Tabipler Odası’ndan bir heyet, Bilge Köyü’nde incelemelerde bulundu. İHD Bölge Temsilcisi Ali Akıncı, saldırının, “namus ve töre cinayeti” denilerek kapatılmaması gerektiğini söyledi: “Bu olay, bölgedeki köy koruculuğu sisteminin neden olduğu tahribatın son halkasıdır. Şu anda olayla ilgili bilgi kirliliği yaşanmaktadır. Saldırının, ’namus ve töre cinayeti’ diyerek kapatılmaması gerekmektedir.”
İmamlar kan davasına karşı vaaz veriyor
Mardİn Müftülüğü köye gönderdiği 20 imam ve 3 vaiz ile vatandaşlara dini bilgiler aktarıyor. Köy meydanında bulunan taziye çadırında imamlar insan öldürmenin, törenin, kan davası gütmenin İslam ile bir ilgisinin bulunmadığını, bölgede artık töreye son verilmesi gerektiği ve kan davasına kesinlikle başvurulmamasını istedi.
|