Genç kızları hedef alan bahar etkinliği
Selahattin Duman - sduman@gazetevatan.com

Bunu başlığa yazdık ama beklentimiz o ki “Orta parmağım hıyar” diyenlere elinde tuzlukla koşan
saf kızlarımız karşılaşabilecekleri şeyleri uyanık olsunlar.. Çünkü başlarına gelebilecek “bahar etkinliği” umumi adaba mugayir bir şey..
Biz “Gelir bahar ayları.. Gevşer gönül yayları..” derken memleketin kadına hasret yiğit taifesini kastetmiştik.. Lakin olayı “hissi” boyutlarında yorumlayarak..
Buradan değerli hükümet adamlarına, fedakâr polis adamlarına sesleneyim..
Baharın yumuşak havası her bünyede “romantik” gelgitlere sebep olmuyor..
Hani yiğidin biri güzel bir kız gördüğünde; kalbine çırpıntı gelsin, gitsin çiçek toplasın, şiir yazsın..
Hatta belediyelerimizin peyzaj şaheseri bir Anayasa Parkı veya Cumhuriyet Parkı’na denk gelip, çayırı boş gördüğünde ayakkabıları yallah edip çimlerin üzerine zıplasın..
Baharda çayıra salınan danalar gibi koşuştursun..
Beklentimiz buydu..
***
Bizim bünyelerde baharın “sapıttırıcı” bir etki yarattığı ortaya çıktı..
İstanbul’un özellikle de “in” semtlerinde zanaat sergileyen “bahar sapıkları” türedi.. Kilo vermek için yürüyüş yapan genç kızları kolluyorlar..
Yolu yeterince tenha buldular mı kızın karşısına fırlayıp pardösülerini açıyorlar.. Maslahatları zaten durumu uygun olarak havalandırmaya çıkarılmış..
Neye uğradığını şaşıran kızcağıza küçük bir gösteri çekiyorlar.. Dr. Haydar Dümen bu tür etkinliklere “mastürbasyon” diyor..
Biz okuyanları irite eden bu lafı ulu orta kullanmamak için “İstimna bil-yed” diyerek Osmanlıca üzerinden şifreliyoruz.. İçimiz rahat ediyor..
ARAZİ KEŞFİ..
Bunların en popüleri Birinci Levent’teki Levazım Mahallesi ile Nispetiye Caddesi’nin dibindeki iki M’li Migros arasındaki caddede takılıyor..
Caddenin başı Nispetiye’nin sağa ayrılan ilk yerinde.. Bin iki yüz metre kadar uzayıp Levazım Siteleri’ne gidiyor..
Levazım’a gelmeden önce yolun sağında Ahmet Zorlu’nun inşaatı var.. Oraları karmakarışık.. İnşaattan kaynaklanan kargaşa bir iki aya kadar bitecek.. O zamana kadar yayalar altmış santimlik bir kaldırımdan yürümek zorundalar..
Kaldırım niyetine ayrılan yolun bir yanı bayır.. Bayır dedimse Nevada’nın Grand Kanyon’u kadar derin ve ürkütücü.. Kaldırımın yola bakan tarafı da turuncu renkte ağla kapatılmış..
Yani karşına bela çıktı mı kendini ya bayırdan atacaksın ya da ağlara vurup çırpınacaksın.. Beş yüz metrelik bu geçidin başka çıkışı yok..
Caddenin geriye kalan yedi yüz metrelik kısmının iki tarafını Abdürrahim Albayrak’ın servis arabaları işgal etmiş.. Mesai bitimine kadar kıç kıça yapışık vaziyette beklediklerinden “tekerlekli sur” durumundalar..
O labirente bir girdin mi kırk elli metre yürümeden çıkabilecek delik bulamazsın.. O yola düşen bir genç kızı kesseler kimse göremez..
İşte bizim “teşhir sanatçımız (!)” bu aralıkta performansını gösteriyor..
Bir iki satır da Abdürrahim Albayrak’ın otobüs filoları için koyayım..
Beş bin mi on bin mi artık sayısını kendi bilir, servis otobüsü var.. İstanbul şehrinin kaldırımları kendisine pes etmiş durumda..
O yüzden sitelerin içlerine kadar yayılmışlar..
İstanbul’un orta yerinden başla.. Harita üzerinde yolları takip ederek Kocaeli’ne kadar çize çize git..
“Bu çizilen yolun sağ tarafı senin arabaların park yeri..” de.. Abdürrahim Albayrak’ın otobüsleri yine de sığmaz..
İşin anlamadığım tarafı şu..
İstanbul Büyükşehir başta olmak üzere mevcut belediyeleri durmadan ulaşıma yatırım yapıyorlar.. Raylı hat uzuyor, metro istasyonları çoğalıyor.. Metrobüs hatları çekiliyor..
Belediye adamlarının her yatırımından sonra Abdürrahim Albayrak’ın filolarına yeni otobüsler ekleniyor..
Normalde azalması lazım değil mi?
Tam tersine, ulaşım alanındaki her yatırım Abdürrahim Bey’i “Yine otobüs satın alma zamanı geldi..” diye tetikliyor..
SON İCRAAT..
Bence belediye adamları toplu taşımacılığa boşuna yatırım yapıyor.. Abdürrahim Albayrak kendini şu taşımacılık işinden bir emekli etse İstanbul rahatlayacak..
Bu arada Albayrak’ın otobüslerinden oluşan surların arkasında kıstırılan genç kızlar telef olmaya devam edecek..
Bizim bahar sapığı son icraatını önceki gün yaptı.. Marketten dönen bir genç kızı otobüs surlarının arkasında kıstırıp gösterisini başlattı..
Kızcağız birkaç kez aynı şovu izlemiş.. Bağırıp çağırmış, duyup da yardımına gelen olmamış..
Aynı şey yine başına gelince bu kez cesaretini toplayıp bahar sapığına saldırmış.. Adamı kaçırttıktan sonra cep telefonu ile polisten yardım istemiş..
İstanbul’da polisten yardım istemenin pratik bir faydası yok.. Cinayete kurban gideceksin ki naşının başına Behzat Ç. ayarında gayretkeş bir dedektif yetişsin..
O sırada senin “öbür tarafa kabul işlemlerin” yapıldığından Behzat Ç’nin işe el koymasının faydası olmaz..
Polisin diyeceği de belli..
“Yakalarız ama serbest bırakırlar..”
Sebebi mi? İnfaz yasamızı Avrupa standartlarına uydurduğumuzdan kimseyi kolay kolay içeri tıkamıyorsun.. Çünkü ileri görüşlü devlet adamlarımız sayesinde, sanık konumundaki suçluların hakkı masumların hukuki haklarından daha ileri..
***
Türk Ceza Yasası’nın “Ahlaka aykırı suçları..” tarif eden yedinci bölümünün 225’inci maddesine göre “Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi” cezalandırılıyor..
Kara Kaplı Kitap’ta bu rezilliklerin cezası da şöyle kesilmiş..
“Altı aydan bir yıla kadar hapis..”
Bunun meali şudur.. Altı aylık ceza için polisi de mahkemeyi de uğraştırma kardeşim.. Bırak adam maslahatını havalandırsın..
Yasayı okuduktan sonra kendime durumdan vazife çıkardım.. Arabadaki levye ön koltuğun altında.. O yol üzerinde arada çıkıp devriye geziyorum..
Albayrak’ın otobüsten duvarları izin verirse onlardan birini ele geçireceğim.. Şu güzel baharın hatırına, Allah yarattı demeyip güzelleştireceğim..
Bakalım Kara Kaplı Kitap beni takdir edecek mi?
Maaşa yeni zam formülü