Küçült Büyüt


Facebook'ta Gazetevatan'ın hayranı ol!..
 Mine G. Kırıkkanat
 Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr
Increase text size
 Dehanın adı Darwin

Charles Darwin, 2009 yılında doğumunun iki yüzüncü yılının dünyada böylesine hararetli kutlanacağını ve elli yaşında yayınladığı başyapıt “Türlerin Kökeni”nden yayılan ışığın hâlâ evrensel ilericiliği aydınlatırken, her ülkeden ve dinden gericiliği yaktığını öngörmüş müydü, bilinmez.

Ama durum o ki, Darwin’in açtığı yolda ilerleyen bilim, özellikle genetik alanda yaptığı hamleler ve DNA çözümleriyle onun gözlemlediğini mikroskop altında kanıtladı, düşünerek bulduğunu uyguladı.

Darwin’in bazı çıkarsamaları, ama daima onun gösterdiği bilimsel açıdan incelenerek çoktan aşılmış ve eskimiş olmalarına rağmen, Evrim Teorisi insanlığın bir bölümünü hâlâ çok rahatsız ediyor. Ve doğal yaşamı raslantısal değil, kutsal düşünmek isteyenlerin ne Darwin’i şeytanlaştırması bitti, ne de Evrim Teorisi’ne saldırıları...

Ne var ki özellikle Amerikan Protestanlığının başı çektiği ve önceleri “yaratılış”, ardından “akıllı tasarım” adı altında örgütlenen din lobilerinin saldırı gücü, paradoksal biçimde Darwin ve Türlerin Kaynağı başyapıtını da gündemde tutuyor, unutturmuyor... Hatta biyolojiden etolojiye (*), türlerin genetiğine değgin her buluş, genetik manipülasyonda aşılan her sınırda, adımı atan bilimcilere fikir babalarının Darwin olduğunu hatırlatmaya yarıyor!

***


Türkiye gibi fikir özgürlüğü daraltılan ve zaten fikir özgürlüğü daraldığı içindir ki sofulaşıp her alanda gerileyen ülkelerde, evet, başyapıtı da, yazarını da sildiler eğitimden... Ancak biyolojik tıpta, suni döllenmeden klonlamaya, insan kalbine domuz kalbi kapakçığı takılmasından gebelikte sağlıksız döllerin ayıklanmasına, DNA tespitinden genetik hastalıkların tedavisine, zaten Darwin’in kurduğu temeller üzerinde yükselen bilimsel yöntemler uygulanıyor.

Yani Türk insanı, genetik biyolojiye bağlı tıbbi tedavi görürken, zaten Darwin’in ilkeleriyle çalışan bilimden yararlanıyor. Sadece ustanın adını duymamış ve Evrim Teorisi’ni bilmiyor.

Üstelik muhalifleri, Türkiye başta, bu geri kalmış ülkelerde “düşünmesi ve konuşması yasaklı”nın çekiciliğini armağan ettiler Darwin ve Evrim Teorisi’ne...

Yani bir gün Türkiye, toplumu cehennemle korkuturken kendisi dünya nimetleriyle donanmış ‘çalıntı’ cennetlerde yaşayan sofulardan bıkarsa, o sofuluğun “kurnaz tasarım”cılarını kovalamak için Darwin’in Türlerin Kökeni kitabını suratlarına çalabilir.

***


Katolik mezhebinde vampirleri kaçırmak için haç tutmak ne kadar yararlıysa, Amerikan Protestan lobisinin güdümündeki her din ve ülkeden yaratılışçıları çıldırtmakta Evrim Teorisi de bir o kadar başarılı!

Ve bu yıl, fikir özgürlüğüyle gelişen dünya ülkeleri, işte bu teorinin kitabı Türlerin Kökeni’nin 150. yılını, şaşırtıcı bir çoşkuyla kutluyor. Televizyon programları, kitaplar, dergiler, gazeteler Darwin ve Evrim Teorisi’nin tarihçesini, dogmaların üç bin yıllık “değişmezlik” yanılgısını bilimsel bir devrimle nasıl yıktığını anlatıyorlar.

Darwin, elbette bir deha. Ve yirmi yılda, bugün bile örnek gösterilen titizlikle, defalarca karşılaştırılmış kanıtlara dayanarak kurduğu Evrim Teorisi, insanlığın bilimsel düşünce tarihinde Galileo’nun dünyanın yuvarlak olup döndüğüne dair kuramına eşdeğer bir devrim, gerçekten.

Ve hiçbir devrim, tek bir dâhinin eseri olamaz. Dolayısıyla Darwin’in kuramında, aslında kendisinden önce aynı yönde çalışan pek çok bilim insanının emeği var. Charles Darwin’in üstünlüğü, onların parça parça vardığı sonuçları, bir büyük “yaşam ağacı”nda birleştirip, kuramın adını koyması.

Örneğin, ‘biyoloji’ kavramının isim babası Fransız bilim insanı Jean Baptiste Lamarck (1744-1829), Darwin’den tam yarım yüzyıl önce yayınladığı başyapıtı “Zoolojik Felsefe”yle zaten canlı hücrelerin zaman ve çevreye göre değişime uğradığını çözmüş. Canlıların, tekrarlanan hareketle kazandığı fiziki becerinin, kuşaktan kuşağa aktarılarak “evrime” uğradığını zaten gözlemlemiş.

Darwin’in dehasını Evrim Kuramı’na hazırlayan bu bilginleri, Avrupa’daki “aydınlanma çağı”nın ışıklarını yakan daha az ünlü dâhileri anmakta yarar var. Bir gün, onları da tanıtmak isterim sizlere.

(*) Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde, karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı.


Yazarın Önceki Yazıları
Teğet kriz, evaze ekonomi ( 17.02.2009 )
Açılım ve saçılım ( 13.02.2009 )
Dünyanın en genç dulu ( 10.02.2009 )
Geri kalmışlık ne demektir? ( 06.02.2009 )
Estergon kal’ası bre dilber aman... ( 03.02.2009 )
Ahırda demokrasi ( 30.01.2009 )
İmam gazaba gelince ( 28.01.2009 )
Kefen gelinlik ve ceset gelinler ( 27.01.2009 )
Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (620)



Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız...


        

 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Paylaş
Del.icio.us Digg StumbleUpon