Küçült Büyüt


Facebook'ta Gazetevatan'ın hayranı ol!..
 Mine G. Kırıkkanat
 Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr
Increase text size
 Düdüklü tencerede sansür


4 Nisan 1956 günü, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Jean Paul Garnier’nin Dışişleri Bakanı Christian Pineau’ya çektiği şifreli telgrafta, şunlar yazıyordu:

“Güvenli bir kaynaktan (3 gr.fx) aldığım bilgiye göre, Türkiye’nin en büyük döviz kaçakçılarından Sava Vafidis’in evine yapılan baskında, basında yer aldığı şekliyle Mr. Zorlu’nun bir yakınına ait olmayıp, bizzat Fatin Rüştü Zorlu’nun döviz kaçakçılığı ÇETESİNİN ‘Büyük Patronu’ olduğunu kanıtlayan belgeler bulunmuş.

Ancak Mr. Zorlu’nun Başbakan Menderes’e yakınlığı dolayısıyla, kaçakçılık kovuşturmasının bu belgelere rağmen hasıraltı edilmesi ve yargıya yansıtılmaması bekleniyor...”

***


27 Mayıs 1960 darbesinden sadece üç gün önce ise Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Henry Spitzmuller, aristokrat Fransız Dışişleri Bakanı Couve de Murville’e gönderdiği şifreli telgrafta şöyle bir istihbarat veriyordu:

“Türk Dışişleri Bakanı Mr. (Fatin Rüştü) Zorlu üstü kapalı ifadelerle de olsa tarafımıza bazı itiraflarda bulundu.

Mr. Zorlu, Başbakan Menderes ve kendisinin, yaşanan kargaşadan çok, hükümetin olayları bastırmak için aldığı aşırı baskıcı önlemlerden endişe duyduklarını dile getirdi.

Mr. Zorlu’ya göre bu baskıcı önlemlerin tüm sorumluluğu, Mr. (Celal) Bayar’a ait.

Cumhurbaşkanı, intikamcı karakteri gereği Mr. (İsmet) İnönü’ye beslediği kine ve tek bir içgüdüye teslim olmuş durumda:

Muhalefeti her ne pahasına olursa olsun, ezmek.”

***


Benim kuşağım, Demokrat Parti iktidarı sırasında doğdu, yazılı basına uygulanan sansürün bilincine varamasa da radyonun Vatan Cephesi yayınlarıyla büyüdü.

Televizyon yoktu. Yegâne devlet radyosunun hükümete biat eden gazetecileri, coşku dolu bir sesle kahramanlık şiiri gibi heyecanla okudukları uzuuun listelerle Demokrat Parti’nin kurduğu Vatan Cephesi’ne “iltihak” eden isimleri sayarlardı.

Hem de her gün.

Her gün birkaç yüz kişinin Vatan Cephesi’ne geçmesi pek mümkün olmadığından, en az yüz kişi saymazlarsa da katılım düşük görünür korkusundan, yıllar önce ölmüş kişileri ve kundaktaki bebecikleri de Vatan Cephesi elemanı olarak takdim ederlerdi.

Ancak gazeteciler hapse atılır, muhalif basın susturulur, basın patronları “vergi alacaklarıyla” sindirilirken, iktidar açısından işler hiç iyi gitmiyordu: Ekonomi tepetaklaktı. Güneş her gün, yeni bir seks ya da “yolsuzluk” skandalı üstüne doğuyordu.

Ve susturulan basına, Vatan Cephesi yayınlarına ve en önemlisi, o zamanlar video, kaset gibi alet edevat eksikliğine rağmen olan biten her şey, herkes tarafından biliniyordu.

Fısıltı gazetesi, adeta rotatiflerden bile hızlı dönüyordu, görsel malzeme eksikliği hayallerin büyütecinde katlanarak yayılıyordu.

***


İnanın bana, Abdülhamit’in “istibdat”ına kadar bile geriye gitmek gereksiz.

Türkiye’nin yakın tarihini bilenler için, dünkü Vatan Cephesi listelerinden bugünkü seçmen listelerine, yaşanmamış bir sahne, duyulmadık bir replik, görülmedik bir film karesi yok.

Küçük olan büyüdü, diyebiliriz.

Daha büyük, daha çok soygun yapılınca, skandallar da büyüyor ve çoğalıyor.

Medya daha büyük, eh sansürlemekte, tehdit etmekte, sindirmekte de kallavi olmak gerekiyor.

Türkiye’de nedense bir an gelir, iktidarı uzayan parti, ağzını büzemediği basının “donunu bağlamak” ister.

İktidarın uzunluğuyla don bağlamak arzusu arasında, kuşkusuz bir denklem var, ama hep iktidar urganının kısa kalmasıyla sona erer.

Çünkü...

Türk halkı, konuştuğu sürece uysal bir halktır. Yaşadığımız günlerde telefonda bile konuşamıyor. Konuşamadığını bir nebze olsun dillendiren medya ile avunuyor. İktidarın, az buçuk özgür basını da susturmak için sözde vergi cezası, özde biat kamçısını şaklattığı Türkiye’yi, harıl harıl yanan ateş üstünde düdüğü tıkanan bir tencereye benzetmek, sanırım abartılı olmaz.


Yazarın Önceki Yazıları
İhraç malı sanat ( 20.02.2009 )
Dehanın adı Darwin ( 18.02.2009 )
Teğet kriz, evaze ekonomi ( 17.02.2009 )
Açılım ve saçılım ( 13.02.2009 )
Dünyanın en genç dulu ( 10.02.2009 )
Geri kalmışlık ne demektir? ( 06.02.2009 )
Estergon kal’ası bre dilber aman... ( 03.02.2009 )
Ahırda demokrasi ( 30.01.2009 )
Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (622)



Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız...


        

 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Paylaş
Del.icio.us Digg StumbleUpon