| Mine G. Kırıkkanat | | Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr |  Nato kafa, iman mermer
 Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
Türkiye, 1948 yılında Brüksel Antlaşmasıyla temelleri atılıp 1949 yılında kurulan NATO’ya kurucu üye yazılmak için taklalar atar, fakat çağrılmaz. Büyük mücadeleler sonucunda, ancak 1953 yılında NATO üyeliğine kavuşur.
NATO’nun kurulduğu 1949 ile Türkiye’nin üye olabildiği 1953 arasında iç politikada bakın neler olmuştur:
İki “meczup” TBMM’de ezan okur. Tekke ve türbeler yeniden açılır. Yegâne devlet medyası radyoda dini programlar ve ilkokullarda din dersi başlar. Arap harfleri yasağı kalkar, Kur’an kurslarına yeşil ışık yakılır, imam hatip okullarının temeli atılır. “Komünist yetiştirmek”le itham edilen Köy Enstitüleri kapatılır. Ne gariptir ki Türkçe ezanın Arapçaya döndürülüşüyle (16 Haziran 1950), Türkiye’nin NATO üyeliğine birinci başvurusu (1 Ağustos 1950) arasında sadece bir buçuk aylık bir zaman farkı vardır...
*** Cumhuriyetin temel ilkelerinden bu geri dönüş CHP iktidarında başlayıp, DP iktidarında artarak süren bir politikadır.
Ve sanmayın ki NATO ya da ABD tarafından empoze edilmiştir! Tam tersine, Türkiye, çok girmek istediği NATO’ya yaranmak için kuruluş amacına birinci derecede uygunluğu, yani “SSCB’ye karşı ileri karakol” olabilirliğini, dinsiz komünizme karşı kuşandığı en etkili silah, din ve imana dönüşle kanıtlamaya çalışmaktadır.
Türkiye, kendisi için de bir tehdit oluşturan SSCB’ye karşı kurulan NATO’ya girmek için çabaladığı yıllar boyunca 1950’de başlayan “komünizme karşı ilk sıcak savaş” Kore Savaşı’na katılarak ne kadar iyi bir NATO askeri olacağını da kanıtlamaya çalışmış, zaten üyeliğe de savaşın bittiği 1953 yılında kavuşabilmiştir. Bu anlamda Türkiye’nin NATO üyeliğini, dinsizlik düşmanı imancılıkla hazırlayıp, 741 şehit ve 2147 gazinin kanıyla imzaladığı söylenebilir.
ABD’nin, NATO kurulurken Türkiye’yi hiç mi hiç kale almadığı, özellikle Menderes hükümetleri tarafından dibi mumlu davetiyeyle yana yakıla çağırılana kadar ülkemizden yana bakmadığını düşünürsek: 1949 yılından öteye laik cumhuriyeti kemirmeye başlayan dinci politika, geri kalmış bir ülkede çapsız devlet adamlarının SSCB tehdidine karşı bulabildikleri yegâne çare olup, tarihi reflekslere dayanması bakımından tamamen “milli” yani yerli malı bir projedir.
Hatta iddia ediyorum ki ABD, 1970’li yıllarda SSCB bloğunu İslamcı düşmanlarla kuşatmak fikrinin ilhamını Türkiye’nin komünizme imanla direnmesinden almış ve “Yeşil Kuşak” projesini komünist bloğun Doğu’daki tüm sınır ahalisi ve komşularının Müslüman olması gerçeğinden hareketle uygulamaya koymuştur.
Türkiye, laik cumhuriyet ilkelerini bir bir yok etmeye başladığı 1949’dan sonra devletin ve ordunun sağa oturtulduğu, halkın devlet eliyle muhafazakârlaştırıldığı, yurttaşlığın dindaşlıkla özdeşleştiği ve bu sağ şeritten zaman zaman çıkmaya kalkanlar, önce iman bayrağı açılıp sonra kafalarına vurularak hizaya sokulduğu bir ülke olmuştur.
Yine de hizaya girmemekte direnen binlercesi de öldürülmüştür tabii.
*** Ne gariptir ki, “laikliğin yılmaz bekçisi” TSK’nın siyasal yönetime el koyuşunun her biri “sağ darbe”dir ve cuntaların ilk işi kendi mensupları arasındaki solcuları temizlemek olmuştur!
27 Mayıs 1960’a “devrim” denilmesi ve topluma, evrensel anlamda çağdaş demokratik haklar tanıyan 1961 Anayasası bir yol kazasıdır. Zaten 12 Mart 1971 darbesi, bu Anayasa’nın doğurduğu solculukları temizlemek için yapıldı, kesin başarı sağlanamayınca 12 Eylül 1980 cuntası geldi, solcu üreten özgürlüğün “çıban başı” Anayasa’yı yürürlükten kaldırdı.
Ne gariptir ki “laikliğin yılmaz bekçisi” TSK’nın tüm darbeleri, bizzat şeriatçı gidişatı hedef alan 28 Şubat süreci dahil, hep Türkiye’de dinciliğin gelişip genişlemesine yaramış, hatta 1980 cuntasının en bariz örneğini sergilediği gibi “sol”u bastırmak için imanı kullanıp din eğitimini körüklemiştir. Başka bir deyişle, TSK’nın bekçilik ettiği laiklik, içinden çıkan cuntacının her düdük çalışında biraz daha eksilmiştir.
Devamı cumaya. |
 |
Gazetevatan.com Servisleri |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
|
haluk gezmiş (30) [Tüm Yorumları]
| 30.03.2009 17:20:34 | Solun bitmesiyle paralel türkiye ekonomik ,siyasi ,politik alanlardada gerilemiş ımf nin politikalarına esir olmuştur.Tüm devlet varlıkları satılmış devlet ayazda bırakılmış ancak borç ise tavan yapmıştır.sanayinin ve tarımın hali ortadadır. altyapı,egitim.saglık,yargı gibi ülkeyi ayakta tutan vareden yapıların halide ortadadır .İleri karakol olman |
| |
|
Coskun Toktamis (3) [Tüm Yorumları]
| 26.03.2009 03:47:30 | Kendisine yabancilasmis...beyni dinin ve felaket dusuncecilerinin aglari ile eli kolu baglanmis,istiklal ve hurriyetin basarisini hazm edememis,yeniliklere ve pozitif dusunce ve yaratima arkasini donmus,ve yalan ve hurafelerle dolu asli astari olmayan bir din felsefesi icersinde kendini sifirlastiran,dilenciestiren ve ahlaksizlastiran bir idare sekline daima alkis tutmus ve hep kendini igfal edenlerin ve satanlarin eline dusmus bir Yurkiyeden bugun neler beklenebilinir!! Cok yazik olmus ATA`miza |
|
| % 40 |
 |
| % 40 |
 |
| % 20 |
 |
| 5 kişi oyladı |
|
|
alpin gökaycanlı (218) [Tüm Yorumları]
| 25.03.2009 17:17:24 | natoya girmekle varşova paktından uzaklaştık bu doğru.ama ihtiyacımız olan truman,marshall yardımlarını aldık.ruslar bunu verirlermiydi tartışılır.. |
|
| % 18 |
 |
| % 18 |
 |
| % 64 |
 |
| 11 kişi oyladı |
|
|
alpin gökaycanlı (218) [Tüm Yorumları]
| 25.03.2009 17:16:41 | natoya girmekle varşova paktından uzaklaştık bu doğru.ama ihtiyacımız olan truman,marshall yardımlarını aldık.ruslar bunu verirlermiydi tartışılır.. |
|
| % 22 |
 |
| % 22 |
 |
| % 56 |
 |
| 9 kişi oyladı |
|
|
sevinc hava (539) [Tüm Yorumları]
| 25.03.2009 17:09:57 | sizi bugün ilk okudum...ne de güzel yazmışsınız.LAKİN, FİKİRDAŞLARINIZLA,"" ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEMEKLE"", YAZIP,ANLATMAYA ÇALIŞTIĞINIZ ""vatanseverlerden""GERİ KALMADIĞINIZIN HAKKINI VERMEK LAZIM... |
|
| % 33 |
 |
| % 33 |
 |
| % 33 |
 |
| 6 kişi oyladı |
|
|
| Toplam 29 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız... |
Bu Habere yorum yapan diğer üyelerimiz
mehmetali ortadirek
Burcin Uzun
oytun özel
ÖMER ÜNSAL
timur adanalı
hakki altinok
Kara Murat
Ali Erten
İleri Giden
ayşe can
|
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Vatan ve gazetevatan.com sorumlu değildir.
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız
|