| Mine G. Kırıkkanat | | Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr |  Dar kapı
 Toplumsal kimliği oluşturan kültür birliğini aynı din ve aynı dile dayandırmak, “ulus” kavramının kuşkusuz en bütüncü tanımıysa da en az kullanılanı, çünkü tarihin coğrafyada ıskartaya çıkardığı bir daralmadır.
Genleşmek zorundaki toplumlar çoğu zaman ya din ya dil çerçevesinde kimlik oluşturur ve aynı dili konuşmayan din bütünlüğüne “ümmet”, aynı dini paylaşmayan dil bütünlüğüne “millet” demek, ülkelerin sınırlarını -etnik kökenli istemlerle- içerden oymadığı zaman kabından taşıran, uzaktaki köylere gidilmese de “benim” dedirten ortak kültür şemsiyeleridir.
İşte Azerbaycan, “Tek millet iki devlet” sloganıyla böyle bağlıdır Türkiye’ye. Ve bu ülkenin tarihi, aynı dili paylaşmanın aynı dini paylaşmaktan daha güçlü bir kimlik oluşturduğunun kanlı kalıtı, canlı kanıtıdır.
Azerbaycan Türkleri, Şiidir. Eğer ulusal kimliklerini din belirleseydi, İran’a asimile olmaları gerekirdi. Üstelik, yaşadıkları yurdun tarihte Osmanlı ile İran arasında çizilip bozulan sınırları, 19. yüzyılın başında İran ile Rusya arasında ikiye bölündü ve en büyük dilimi 20. Yüzyıl’ın sonunda İran’ın siyasal coğrafyasına yazıldı. Günümüzde, İran’daki Azerbaycan, bağımsız Azerbaycan’dan daha büyük ve daha kalabalık: İran’a kalan Azerbaycan’da, İranlıların iddiasına göre 13 milyon, İran’ın başını ağrıtan, çünkü asimile edilemeyen Azerbaycan milliyetçilerine göre ise 30 milyon Türk yaşıyor. Oysa SSCB yıkıldıktan sonra bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan nüfusu 8,5 milyon...
Ama hepsi Türkçe konuşuyor. Lehçe elbette değişik, belki onların Türkçesi daha özgün, belki -Alevilerin koruduğu ölçüde- bizimki. Ama anlıyoruz birbirimizi.
***
Azerbaycan, çileli bir yurt. Yarısından fazlasını İran iç ettiği gibi, Rusya’dan sonra SSCB’nin sultasına giren toprakları, Ermenistan ve Gürcistan’la birlikte Transkafkasya Federasyonu’nda birleştirildi.
Stalin, bölgede nüfus çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’dan ayırıp Azerbaycan’ın cebine koydu.
Yine Stalin, Türklerin yaşadığı Nahçevan’ı da Azerbaycan’dan koparıp, Ermenistan’a iliştirdi.
Bu “embedded” cepler, SSCB’nin yıkılmasından sonra patlamakta gecikmedi ve Azerbaycan’la Ermenistan arasında 1988’den 1992’ye kadar aralıklarla süren savaş, Ermenilerin zaferiyle sonuçlandı: Dağlık Karabağ, işgal edilen Azerbaycan topraklarında açılan bir koridorla Ermenistan’a bağlandı.
1993’te Türkiye, Azerbaycan’la dayanışma içinde Ermenistan sınırını kapattı.
Aynı yıl BM Güvenlik Konseyi de aldığı dört kararla, Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesini öngördü.
Ama Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin ’Kıbrıs’tan çekil’ kararlarına nasıl uymuyorsa, Ermenistan da o gün bugündür bu kararlara uymuyor.
Buna karşın, Türkiye’nin kapattığı sınır, Ermenistan için gerçekten acıklı bir ambargo ve etkili olmakla birlikte, Azerbaycan’ın sorununu çözemedi, kendisi için de epeyce zararlı oldu.
***
Türkiye’nin 1993’ten öteye sineye çektiği “soykırım” yasaları başta, göğüs gerdiği pek çok zorluk, Türk düşmanı Ermeni diasporasının elinde silaha dönüşen bu kapalı sınır olmuştur.
Üstelik, ülkemizde kaçak çalışan 40 bin küsur Ermenistan yurttaşına ve havayolundan her gün rahatlıkla aşıldığına bakılırsa, sadece sınır komşusu kentleri karadan yapılan ticaret ya da turizmden engelleyen, delinmiş bir ambargo söz konusudur.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın resmen kapalı oluşu, tek bir ülkenin işine yaramıştır: İran’ın.
Ermenistan’ın halen Rusya dışında sadece İran’a sınırı açık olup, dünya ile kara bağlantısı (yani ticaret) yalnızca bu iki ülke üzerinden kurulabilmektedir.
O İran ki, Azerbaycan’ın büyük yarısıyla birlikte Ermenistan’ın tarihsel haritasını da epeyce kemirmiş, UNESCO’nun dünya mirası ilan ettiği Zorzor Manastırı, Aziz Stefanos ve Kara Kilise’nin bulunduğu bölgenin nasıl olup da Ermenistan tarafından geri istenmediği, diasporanın çok etkili olduğu ABD ve AB nezdinde niçin İran aleyhine propaganda yapmadığı da bir muammadır!
Peki Türkiye, Ermenistan sınırını açmalı mıdır?
Yanıtı yarına.
|
 |
Gazetevatan.com Servisleri |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
|
Filiz sonmez (826) [Tüm Yorumları]
| 14.04.2009 14:26:37 | snir kesinlikle,Azebaycan ve Ermenistan
anlasmadan acilmamali.neden elimizdeki
kozlari kullanmayalim?Ermenistan bize
muhtac.biz onlara degil. |
|
| % 43 |
 |
| % 29 |
 |
| % 29 |
 |
| 7 kişi oyladı |
|
|
Filiz sonmez (826) [Tüm Yorumları]
| 14.04.2009 14:23:25 | Irandan isteyemez tabii,Iran bizden bagimsiz bir dispolitika izliyor.
Biz zaten batiya boyun egmis,somurge
durumundayiz,cantada keklik. |
|
| % 40 |
 |
| % 20 |
 |
| % 40 |
 |
| 10 kişi oyladı |
|
|
Murat ERDOĞAN (579) [Tüm Yorumları]
| 14.04.2009 11:43:07 | Sorunuzun cevabı; evet açılmalıdır, olmalıdır. Ancak Azerbaycan halkını da küstürmeden bir çözüm bulunması, ilişkileri yıpratmamak adına önemlidir. Zaten sınırların yavaş yavaş önemini yitirmeye başladığı bir dünya'da yaşamıyor muyuz? |
|
| % 13 |
 |
| % 13 |
 |
| % 73 |
 |
| 15 kişi oyladı |
|
|
alpin gökaycanlı (254) [Tüm Yorumları]
| 14.04.2009 10:26:12 | (3)azeri nüfusu ermenilerden 3 kat daha fazla.azeriler ermenilerle başedemiyorlar.bizden yardım istiyorlar.iyide niye Kuzey kıbrıs'ı hâlâ tanımadılar?işlerine gelmeyince 'gazı keseriz' tehdidinde bulunmaları da cabası..azerilerin daha samimi olması lazım.. |
|
| % 31 |
 |
| % 25 |
 |
| % 44 |
 |
| 16 kişi oyladı |
|
|
Gökmen Yılmaz Erdem (314) [Tüm Yorumları]
| 14.04.2009 09:52:01 | Dünya Barışına katkıda bulunmak ülkelerin gayesi olmalıdır, takdir ederseniz yazarım Ermeni birçok yurtaşımız var.Öyleyse yollar tıkalı değil, kin ve nefretin yerine artık ülkelerimiz etkinliklerde olsun daha çok huzurla, önyargısız birbirini dinlemeli, mutluluğa götürecek çareler aramalıdır...
Sevgiyle Mine Hanım |
|
| % 32 |
 |
| % 16 |
 |
| % 53 |
 |
| 19 kişi oyladı |
|
|
| Toplam 7 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız... |
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Vatan ve gazetevatan.com sorumlu değildir.
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız
|