| Mutlu Tönbekici |
| Yazara ulaşmak için : mutlu.tonbekici@gmail.com |
 Köpekler!
 Dört gündür, Bodrum’da dağ başında kiraladığımız evdeyiz. İnsanlardan uzakta, doğanın içinde, tek başına. En yakın ev 700 metre ötede.
Bir apartman katında doğmuş ve hayatı boyunca da apartman katında yaşamış biri olarak, “bahçeli ev” diyorum başka bir şey demiyorum. Haysiyetli bir hayat meğer buymuş.
Bu evi tutabilmenin bedeli biraz ağır oldu, iki ay kadar onun bunun evinde yaşadık (zira İstanbul’daki kira evimi eşyalı olarak kiralamak durumunda kaldım aksi taktirde tutamazdım) ama şimdi bahçeye bakınca buna değdiğini düşünüyorum.
Üç gündür muhtelif ziyaretçilerimiz oldu. İlk gün bir sincap ailesi geldi. Önce anlamadık. Tepemize ha bire kemirilmiş selvi kozalakları düşüyor. Dikkatle bakınca fark ettik ki bunu bir adet sincap ailesi yapıyor. Uzaylı görmüş gibi heyecanlandık. Meyve verdik, mutlulukla kabul ettiler. Akşamına tek gözlü bir kedi uğradı. Çok efendi bir kediydi. Yediğimiz pirzolaların kemiklerini verdik, afiyetle yiyip gitti.
Sabah yatağımın kenarında bir tasmalı bobi duruyordu! Eve girmiş, üst kata çıkmış, odamıza girmiş, uyumamızı seyrediyor! Len, kimsin sen, hoşt moşt dedik, çok da telaş etmeden sakin sakin indi merdivenlerden. Biz de peşinden.
Nasıl da sevimli nasıl da salak bir şey... Rintintin! Manita Bey, susamıştır bu deyip bir kaba su koydu. Bütün kabı içti. Bu kadar susuz ise kesin açtır da deyip bir parça ekmek de verdik. Yarım ekmeği 2 saniyede falan yuttu. İçimiz parçalandı. Yarım paket makarna haşlayıp verdik...
Sonuç: Üç gündür burada.
Kendini bu evin köpeği ilan etti bile. Veya zaten çoktan ilan etmişti de gelmemizi bekliyordu. Ziyarete gelen arkadaşımıza havlıyor, kedileri kovalıyor, başka köpüşlerle uzaktan uzağa uzun uzun ve hayli gürültülü bir şekilde sohbet ediyor, Manita Bey ile beraber bakkala gidiyor, bisiklet turlarında canı çıkarak olsa dahil oluyor, dünyanın en mutlu köpeği olarak havuz kenarında dönüp duruyor... Tabii bu arada terlikliğimin tekini parçaladı, çöpleri dağıttı, süpürgeyi yola taşıdı, hortumu da parçalamaya kalktı... Bobi klasiklerinin hepsini yapıyor yani... Durduk yerde bir köpek sahibi olduk ve ne yapacağımızı bilmiyoruz... Vicdan muhasebesi yapa yapa kafayı yiyeceğiz. Beslemesek açlıktan ölüp gidecek, beslesek dört ay sonra gittiğimizde ne yapacağını şaşıracak... Zaten belli ki biri beslemiş zamanında, tasma da takmış sonra bırakıp gitmiş...
Biz böyle onu mu yapsak bunu mu yapsak diye kara kara düşünürken birileri kimseye zararı olmayan bir köpeği döve döve öldürebiliyor. Sosyete köpeği diye manşet oldu zavallıcık, olsun da, ama ya belediyeler tarafından çatır çatır zehirlenen diğer zavallılar?
Bir takım başka pis heriflerin tabancalarına canlı hedef olan biçareler? Yine bir takım belediyeler tarafından canlı canlı çöp kamyonlarına atılanlar? Of yerim yok ki “bu ne yaman çelişki annem” diyebileyim. Yarın devam ederiz. |