Küçült Büyüt

Facebook'ta Gazetevatan'ın hayranı ol!..
 Reha Muhtar
 Yazara ulaşmak için : rmuhtar@gazetevatan.com
Increase text size
 Atatürk ve Kürt açılımı!

İnanamıyorum!..

Atatürk gibi bu milleti harcıyla, çimentosuyla birleştirip, bütünleştiren ondan bir ümmet değil bir millet yaratan muhteşem bir liderin, büyük bir önderin ölüm yıl dönümünde neler konuşuluyor?..

Kürt açılımı tartışmaları 10 Kasım’da başlatılır mıymış?..

Ya ne zaman başlatılacaktı?..

Atatürk gibi bir öndere yakışan bu değil midir?..

Atatürk bugün yaşasaydı, yarattığı bu milletin bağrından çıkan evlatların 25 yıldır halen savaştıklarını görseydi, “Ey millet ben sizin birbirinizle savaşmanız için mi savaştım?..” demez miydi?...

Mustafa Kemal gibi, geleceği gören, pragmatist, reel politiği dibine kadar hatmetmiş ve bir millet yaratmış lider “Hayır, hiçbir şey yapmayın... Yerinizde oturun, 30 yıl daha aynı terörle mücadele ediyoruz diye oturduğunuz yerde sayın..” mı derdi acaba?..

***


Bir şeyi ayırın...

AKP iktidarının muhafazakâr ve İslamcı politikaları Atatürk’ün politikaları ve yaklaşımlarıyla aynı değil...

Birbirinden farklı...

Bu farklılıktan dolayı AKP iktidarını eleştirmek başka, Kürt açılımı veya demokratik açılım 10 Kasım’da yapılacak diye ayağa kalkmak farklı...

Bu ülkede Mustafa Kemal Atatürk gibi yoktan bir milleti var eden, ümmetten millet yaratan bir önder, yalan yanlış, kemiklerini sızlatacak şekilde maksatlı bir şekilde gençliğe örnek gösterilmesin lütfen...

***


Atatürk, Türk ve Kürt ya da Çerkes veya Arap Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan bu milletin, “birbirine düşmesi değil, bir arada yaşaması için” bütün bir hayatını verdi...

Böyle muhteşem bir lider, 25 yıldır devam eden bir savaşın bitmesi için “demokratik açılımların Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kendi ölüm yıl dönümünde konuşulmasından, müzakere edilmesinden, en doğrusunun bulunmasından ve demokratik çözümlere ulaşılmasından” olsa olsa ancak memnun olur...

Ruhu huzura erer...

Atatürk’ün ruhunu huzursuz eden, Meclis çatısı altında bunların konuşulması, bir çözümün bulunması değil, kendi elleriyle tutkalladığı, zamkladığı ve yoktan, ümmetten yarattığı bir milletin, kendi içinde bölünmesidir...

Hâlâ akmaya devam eden kandır...

Atatürk yaşasaydı, “Hayır bu kan bir 25 yıl daha aksın... Biz millet birbirinin kanının akıtsın diye kurduk bu Cumhuriyeti” mi derdi?..

***

Yazıktır bu millete...

Atatürk’ün kurduğu bu ülke bölünmemeli...

Yoktan var edilen bu milletin evlatları artık birbirini vurmamalı, öldürmemeli...

Bunun için en demokratik şekilde vatandaşlara yönelik açılımlar, haklar, özgürlükler tartışılmalı, görüşülmeli, en uygun çözümler bulunmalı...

Bunun görüşmeleri de Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında bizzat 10 Kasım’da başlamalı...

Atatürk’ün ölüm yıl dönümü, onun kurduğu Meclis’in çatısı altında bir büyük çözümün ilk adımının atılacağı mekan olmalı...

Büyük Millet Meclisi’nde herkes aynı milletin ferdi olmanın bilinciyle, bu topraklar üzerinde “barış” için konuşmalı...

Seni seviyorum Atatürk...

Senin ölüm yıl dönümünde 10 Kasım’da, senin kurduğun Meclis’in halk tarafından seçilmiş milletvekilleri, bu milletin içinde 25 yıldır süren kavgayı bitirmeliler...

Atatürk’e layık olmak istiyorlarsa böyle yapmalılar!..


*****



EREN’İN AYRILDIĞI KADIN TAKINTISI...


Gülşen Yüksel fotoğrafları getirdiğinde, bizim yeni Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan’la, derin bir gazetecilik sohbetine dalmıştık...

“Aman Tanrım” dedim içimden fotoğrafı görünce...

Eren Talu barda bir kızla haşır neşir fotoğrafları ortaya çıktıktan ve Defne tarafından kapıya konduktan sonra, Bebek’teki eve gitmiş, evin dış kapısından başlayarak, kırmızı boyayla bütün evi ve duvarlarını bir kalbin içine “Eren-Defne” diye yazarak boyamıştı...

Defne kocasının bunu yapmasından sonra, boyayı evin her tarafından kolay kolay çıkartamayacağını anlamış, başka bir eve taşınmıştı...

Resimler dairenin dış kapısının resmiydi ve apatmanın koridorunun ortasında tabak gibi duruyordu...

***


Bir kadından beklemediği bir anda istemeyerek ayrılan erkek “kadını kafasında takıntı” yapar...

Tersi de geçerlidir ve her iki durumda da “yenilen ego savaşı kazanmadan bitirmeyi kendisine yediremez...”

Savaşı kazanmak için erkek ya da kadın ilk olarak yeniden bir araya gelmeyi planlar...

“Yaşananları unutmaya hazırdır” öyle söyler...

“Yeniden sevgi ve aşk dolu bir hayat kurmalıdırlar...” bunu dile getirir...

Ya seviyordur hâlâ ya da normal şartlarda ayrılacağı halde, sırf kendi iradesi dışında ve yenilmiş olarak ayrılacağı için, egosunu onaracak bir tatmin peşinde koşar...

Kadın buna yanıt vermezse, erkek daha da ısrarcı olur...

Çünkü bu durumda kendisinin önemsenmediğini düşünür, kafasında kurar ve gittikçe agresifleşebilir...

Karşısındaki tarafından önemsenmeyen kişinin öfkesidir bu...

***


Evin her tarafına ve dış kapıya kırmızı boyayla “aşkını yazmak” bir kadın için “aşkın tezahürü (gösterim şekli)” olarak görülmekten çok, bir korku ve ürküntü duygusunu da beraberinde getirir...

Çünkü bu Mecnun’un dağlara taşlara haykırdığı, yazdığı bir aşk olmaktan çoktan çıkmıştır...

Araya aldatmalar, başka kadınlar, başka sadakatsizlikler girmiş, ayrılma noktasına gelinmiştir...

Böyle bir noktada “kırmızı boyalarla boyanan ev” bir aşk ilanından çok “Fatal Attraction” adındaki Öldürücü Cazibe filmini andırır...

Aşk çekici değil, öldürücüdür bu filmde...

***


Aşkın sevecen halinden, saldırgan haline geçmesi ve düşmanlıkların tetiklenmesi kolayca sona eren bir süreç değildir...

Kadın ve erkek, kendilerine “eski sevgililerinden çok daha iyi olduğuna inandıkları” yeni bir sevgili bulmadan, bu tıkantıdan kolay vazgeçemezler...

Oraya “takılı” kalırlar...

Aylarca bazen yıllarca...

Ben Defne’nin Eren’le ilişkiye artık takılı olmadığını fark ediyorum...

Hislerim beni yanıltmaz...

Oysa Eren, bu ilişkiyi kafasında bitirememiş ve takılmış...

Bu durum sürecektir...







Yazarın Önceki Yazıları
“Yatak odası sırlarının karşılığı...” ( 04.11.2009 )
Ercan Saatçi olayında kim haklı?.. ( 03.11.2009 )
Mahmut Özgener yeni futbol ihalesi için iddiaya girdi ( 01.11.2009 )
Deniz Seki dönek mi?.. ( 31.10.2009 )
Defne ve Eren "ayrılırken yanlarında asalet olmalı..." ( 30.10.2009 )
"Fenerbahçe-Galatasaray bir dünya derbisi değil...' ( 29.10.2009 )
Ne darbe ne şeriat... ( 28.10.2009 )
Fener-Galatasaray derbisinin kimsenin sormadığı soruları… ( 27.10.2009 )
Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (911)



Facebook'ta Gazetevatan'ın hayranı ol!..

        

 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Paylaş
Del.icio.us Digg StumbleUpon


 OKUYUCU YORUMLARI Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 
Osman Arisoy (200)    [Tüm Yorumları]
05.11.2009 16:14:27
Hakan Kutlu kardesim bizimle kafami buluyorsun?satilmadik ne kaldi eski maliye bakani ne demisti,sat sat bitmiyor,kim satiyor bunlari kim?Borctan haberin varmi+500milyon dolar.
% 44
% 22
% 33
9 kişi oyladı

AYSE AYSE (485)    [Tüm Yorumları]
05.11.2009 15:51:37
TEBRIKLER: NUR TOPU GIBI BIR TÜR-KIYELI(!) ATATURKCUMUZ DOGDU! NOT: ATAM OLSAYDI NE YAPACAGI HATAY KRIZINDE YAPTIGI OLACAKTI! TUR-KIYELILER BILMEZ!
% 69
% 15
% 15
13 kişi oyladı

rıza altunışık (59)    [Tüm Yorumları]
05.11.2009 14:47:54
ANALARDA AĞLAMASIN -2- Vicdanlar körelmeyip, basiretler bağlanmadı ise aşiretler, kabileler ve beyliklerden süzülerek günümüze kadar gelen binlerce yıllık kardeşliğimizin oluşturduğu türk milletinin vatandaşları arasına nifakı kimin soktuğunu cevabını bulalım. Emperyalizmin silahlı maşası pkk terör örgütü militanlarının 15 Ağustos1984 Eruh ve Şemdinl
% 77
% 8
% 15
13 kişi oyladı

rıza altunışık (59)    [Tüm Yorumları]
05.11.2009 14:47:33
ANALARDA AĞLAMASIN -3- PKK teör örgütü köy ve kentleri basıp, kundaktaki bebek, 70’lik nene ile dede ayrımı dahi gözetmeden özellikle güneydoğudaki halkı sindirme yoluna gitti. Ayrılıkçı terör örgütü, Güneydoğu bölgemize Okul, hastahane, yol, su elektrik ve hatta baraj gibi alt yapı çalışmalarını katliam ve sabotajlarla engellemeye başladı. Bu sald
% 82
% 9
% 9
11 kişi oyladı

rıza altunışık (59)    [Tüm Yorumları]
05.11.2009 14:47:10
ANALARDA AĞLAMASIN -4- Bu düşük yoğunluklu savaşa benzeyen çarpışmalarda 45 bin can kaybedilirken 450 milyar dolarlık maddi fatura ortaya çıktı. Devlet, Ayrılıkçı terör örgütünün saldırılarına karşı vatandaşının yanısıra kamu mallarını koruma ve kollama görevini yaparsa mı sorumlu olur yapmazsamı?
% 89
% 11
% 0
9 kişi oyladı

Toplam 70 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız...
Bu Habere yorum yapan diğer üyelerimiz
efe efe  efe efe  erol erol  ismail hoşça  ismail hoşça  Bersan Ozkan  hakan kutlu  SEVİNÇ YALÇINER  fatoş can  nuri doldur 
 Günün En Aktif Yorumcuları
 Haftanın En Aktif Yorumcuları
 En Aktif Yorumcular
 En Çok Puan Alanlar
 En Çok Ziyaret Edilenler
 En Çok Yorumlanan Haberler
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Vatan ve gazetevatan.com sorumlu değildir.
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

 ADnet Reklam