Can Ataklı
 Yazara ulaşmak için : catakli@gazetevatan.com
Increase text size
 Bir türlü yerine oturtulamayan 28 Şubat

Sevgili okurlar; darbe planlarına, muvazzaf orgenerallerin bile “terörist” ilan edilmesine, gazetecilerin, bilim adamlarının bir yılı aşkın süredir tutuklu kalmalarına alıştık. Ne yazık ki örneğin Mustafa Balbay tam bir yıldır hapiste ama bizler ancak “Olur mu böyle şey” diyebiliyoruz, elimiz kolumuz bağlı olarak.

28 Şubat gösterileri

Bir hafta önce 28 Şubat olarak bilinen dönemin 13. yıldönümü nedeniyle Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “gösteri” adı altında çocukça eylemlere tanık olduk. Ellerinde “Darbelere Hayır” türü pankartlar taşıyanlar, tatlısu ortamında kendilerince esip gürlediler. “İslami yaşam biçimine” övgüler düzdüler, darbecileri lanetlediler.

28 Şubat darbe miydi?

Dün ne yediğini bile unutan bir hafızaya sahip toplumumuz kendilerine demokrat süsü verenlerin etkisiyle 28 Şubat’ı askeri bir darbe girişimi olarak algılıyor bir süredir. Aklına esen ya kalemi eline alıyor yazıyor ya da TV ekranlarından bağırıp çağırıyor 28 Şubat dönemine lanetler yağdırarak. Peki gerçekten 28 Şubat bir darbe ya da darbe girişimi miydi?

Darbe değildi

28 Şubat bir darbe değil, irticayla mücadele adı altında siyasal İslamı egemen kılmak, planlanmakta olan Büyük Orta Doğu Projesi’ne Türkiye’yi hazırlamaktı. 1990 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’ne komünizmi önleme görevi yükleyen NATO ve ABD, bu kez Silahlı Kuvvetler’i siyasal İslamı güçlendirmek adına görevlendirmişti.

Merkez sağı çökertme

Büyük Orta Doğu Projesi için solun kullanılması mümkün değildi. Merkez sağ ise içinde dinsel motifler barındırmasına karşın, milli nitelikte olduğu için bu projeye destek veremezdi. Bu proje ancak İslami kimliğini öne çıkaran bir siyasi hareket tarafından yürütülebilirdi. Bu nedenle düğmeye basıldı, Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha “tarihi” misyonunu üstlendi.

Çıkar savaşları

Burada kafaları karıştıran, bir kısım medya ile bir kısım büyük sermayenin de bu oyunun içinde olmasıdır. Ancak hemen belirteyim ki, bu ilginç plandan hiç haberi olmayan bu kesimler kendi çıkar savaşları adına olup biteni anlamadan oyunun parçası oldular. Böylelikle operasyon aslında asker eliyle değil bizzat bu kesim tarafından kotarılmış oldu.

Basit bir örnek

Bu görüşü çok iddialı bulanlara bir örnek vermek istiyorum: İktidar hiç korkmadan ve çekinmeden Silahlı Kuvvetler’e yönelik yoğun bir operasyon yapıyor. Emeklisine muvazzafına bakılmadan her rütbeden subay aşağılayıcı biçimde göz altına alınıyor, tutuklanıyor. Taa PKK ile en sert mücadele dönemlerinden bile hesap sorulurken bir döneme hiç dokunulmuyor.

Tuhaf gelmiyor mu?

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, sokaklarda “Darbeye Hayır” gösterileri yapılıyor, maskeli demokratlar her fırsatta 28 Şubat sövgüsü yapıyor, ama şu ana kadar 28 Şubat döneminin tek bir ismi hakkında bile herhangi bir soruşturma yapılmadı, suçlamada bulunulmadı. Bu tuhaf değil mi? Gerçekliği saptanmamış planlarla onlarca subay tutuklanırken, sokaklarda tank yürütenlere bir şey olmuyor.

Ya Yaşar Büyükanıt

Haydi biraz ileri atlayalım. Yine onca darbe söylentisi ile generaller tutuklanırken “gece yarısı muhtırası yazdığı” bilinen bir eski Genelkurmay Başkanı dört çeker arabasıyla zevk-i sefa içinde geziyor. Eğer varsa bir darbe için en açık kanıt olan bu muhtıraya rağmen hiçbir şey yapılmaması da tuhaf değil mi?

İşlev önemlidir

Bunlar tuhaftır tabii de tesadüf değildir. Çünkü önemli olan işlevdir. 28 Şubat AKP’yi iktidar yapmıştır. 27 Nisan muhtırası ise AKP’ye yüzde 47 oy kazandırmıştır. Hiç kimse ekmek yediği tekneyi pislemez. Maskeli liberaller ne kadar yırtınırsa yırtınsın ne 28 Şubat için ne de 27 Nisan için kimse kılını kıpırdatmayacaktır.

PKK’ya dokunan yanıyor

Aynı dönemlere bir de başka açıdan bakalım. Yine dikkatinizi çekiyor mu bilemiyorum ama, Ergenekon, Balyoz, ıslak imza gibi iddialarla tutuklanan subayların neredeyse tamamının PKK terörüne karşı aktif görevlerde yer aldığını görüyoruz. Kısaca, PKK’ya dokunanların yandığını düşünmek çok da yanlış değil.

Amerikan operasyonları

ABD ilk Körfez harekâtından sonra Kuzey Irak’ı “hiç kimseye ait olmayan bölge” ilan etmişti. Burada Saddam’ın zulmünden kaçan Kürtler vardı ve tabii bir de PKK. ABD, Çekiç Güç adı altında bölgeye yerleşmişti. PKK’nın eylemlerine göz yumuluyordu çünkü o dönem Amerikan politikası böyleydi.

Oyun bozan askerler

Buna karşın artık “komünizmle mücadele” misyonu kalmayan Türk Silahlı Kuvvetleri PKK terörüne karşı çok çetin bir mücadele veriyordu. “Düşük yoğunluklu harp” kuralları gereği PKK’lı teröristler çok ağır darbeler alıyordu. Nitekim 1990’ların sonuna gelirken bölgedeki terör faaliyetleri neredeyse sıfır noktasına kadar indirilmişti.

ABD bunu unutmaz

ABD bölgedeki oyununun bozulmasından elbette rahatsızdı. Bunun için o tarihlerde dikkat çekmeyen pek çok karşı eylem yapıldı. PKK’ya silah ve yiyecek-ilaç yardımı açıktan yapıldı, operasyon yapan Türk timleri tuzaklara çekildi, en olmadık yerlerde Amerikan askerleri Türk askerinin karşısına çıkıverdi. Ancak bunlar o tarihlerde çok önemsenmedi.

28 Şubat sonrası

28 Şubat’ta yönetimde bulunan komuta heyeti PKK terörünün de çok aşağıya çekilmiş olmasını fırsat bilerek ABD ile ilişkileri tekrar iyi hale getirdi ve üzerine düşeni yaparak “milli” olan merkez sağı tasfiye etti. Ancak bu dönemden sonra işbaşına gelen komuta heyeti ise beklenmedik biçimde milli davrandı 28 Şubat döneminin izlerini silmek için kolları sıvadı, laik demokratik cumhuriyet konusundaki hassasiyet yeniden önem kazandı.

Hassasiyet ama neye yarar

2000’li yılların Genelkurmay’ı NATO’ya rağmen Cumhuriyet konusunda hassasiyet gösterdi ama atı alan da Üsküdar’ı geçmişti artık. Konjonktür gereği darbe yapılması olanaksızdı. Asker sadece yakındı, kapalı toplantılarda esti gürledi. Ama bilmediği şey, bunların hepsinin kaydedildiği ve kullanılmak üzere saklandığı idi. Derken bunların ortaya çıkarılacağı gün gelip çattı.

Operasyon başlıyor

İşte sevgili okurlar, iktidar seçimi yeniden kazanmak, böylelikle dış desteğin sürmesini sağlamak, Türkiye’yi dönüştürme projesinde engelleri kaldırmak ve dışarıdan gelecek talepleri daha rahat karşılayabilmek adına düğmeye bastı. Ergenekon’la başlayan darbe soruşturması, giderek ABD’nin en öfke duyduğu PKK ile mücadele dönemlerine kadar uzatıldı.

Darbe lafları işin sosu

Aylardır anlatmaya çalıştığım ve bu nedenle maskelilerin “darbeci, postalcı, değişimi anlamayan” suçlamalarına maruz kaldığım oyun budur. Kimse Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir darbe yapacağını ya da kötü gidişe dur diyeceğini beklemesin, böyle bir hayal görmesin. Türkiye, halkının Atatürk Cumhuriyeti’ne, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmasıyla bu badireyi atlatacaktır.

Veda filmi

Zülfü Livaneli’nin Veda filmi vizyona girdi büyük bir seyirci kitlesi tarafından izleniyor. Pek çok okur bu filmi gördüğüm halde neden yazmadığımı merak etmişler. Haklılar, ama biraz bekledim, hangi büyük fikirler atılacak ortaya göreyim istedim. Atatürk adı geçtiğinde öfkeden deliye dönenlerin tavrını merak ediyordum. Bu hafta Veda ile ilgili görüşlerimi tüm açıklığı ile yazacağım.

Hepinize iyi haftalar dilerim...


Yazarın Önceki Yazıları
Eşitlik biri düşünce aklımıza geliyor ( 07.03.2010 )
Popülist politika bombası elde patladı ( 06.03.2010 )
Referandum oyunu tehlikelidir ( 04.03.2010 )
Şimdi sıra ıslak imzanın altında ( 03.03.2010 )
İleri demokrasi buymuş ( 02.03.2010 )
AKP’li olmayan hiç kimse güvende değil ( 01.03.2010 )
Pazarın neşeli fıkraları ( 28.02.2010 )
Paşa’ya eteklik giydirenler şimdi demokrasi kahramanı ( 27.02.2010 )
Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (983)
Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız...


          Gazetevatan Twitter'da    Paylaş



 OKUYUCU YORUMLARI Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 
mehdi yaman (4)    [Tüm Yorumları]
09.03.2010 02:51:52
binbaşı can aslanım sen bu masalları git torunlarına anlat 28 şubat darbe degilmiş sen mutlak otoritemisin selamm durrrrr
% 0
% 0
% 0

kasif huseyin (778)    [Tüm Yorumları]
08.03.2010 16:43:31
pkk ve cemaate karşı gelenler süne zararlısı gibi yok edilmek isteniyor. nasıl bir cumhuriyet oldu bu ülke? bu durumdan kurtulmak için şikayet etmeyeceğiz, seçim zamanı sandık başına gideceğiz ve oylarımıza sahip çıkacağız, başka çaresi yok.
% 75
% 10
% 15
20 kişi oyladı

Bersan Bababozkurt (2359)    [Tüm Yorumları]
08.03.2010 16:27:16
Ermenistanın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni 1923 de yazdığı*Taşnak Partisinin yapacağı bir şey yok*isimli kitabında Ermenileri haksız buluyor.Ve Türklerin haklı olduğunu yazıyor.Bizim Tatlısu aydınları bu kitabı okurlarsa çok şeyin doğrusunu öğrenebilirler.
% 62
% 12
% 25
16 kişi oyladı

Bersan Bababozkurt (2359)    [Tüm Yorumları]
08.03.2010 16:24:39
Liberal maskeliler hem tarihi iyi bilmiyorlar hem de bilmedikleri konularda Hüküm veriyorlar.Ermeni olayları konusunda pek çok kitap yazıldı.En önemli kitap da Rahmetli Büyükelçi Kamuran Gürün ün yazdığı*Ermeni Dosyası*isimli kitaptır.Bilmeyenler o kitabı ve başka kitapları da okurlarsa bu konularda doğruyu öğrenmiş olurlar.
% 44
% 22
% 33
9 kişi oyladı

Bersan Bababozkurt (2359)    [Tüm Yorumları]
08.03.2010 16:21:47
Ermeniler ve Onları destekleyenler sanki durup duruken ve Ermeniler,Osmanlı Dv.nde uslu uslu yaşarken,Türkler Ermenileri katletmiş gibi gösteriyorlar.1878-1918 arasında Ermeniler Osmanlıya karşı 33 defa isyan etmedilermi?En az 200000 Türk ve Kürtü oldürmedilermi?O tarihlerde resmen mukatele yani savaş cereyan etmiştir.Savaşta da insanların ölmesi normaldir.
% 67
% 0
% 33
6 kişi oyladı

Toplam 66 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız...
Bu Habere yorum yapan diğer üyelerimiz
Mirlan Kerimkulova  funda yamanel  ilker gorgen  Mirlan Kerimkulova  Onur Unal  ABARAI RENJI  Coskun AKARCALI  Uğur Akdeniz  Hamdi Alpaslan  Uğur Akdeniz 
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Vatan ve gazetevatan.com sorumlu değildir.
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız



 ADnet Reklamları Siz de reklam verin