| Can Ataklı |
| Yazara ulaşmak için : catakli@gazetevatan.com |
Herkes şikâyetçi kimse kılını bile kıpırdatmıyor![]() İktidarın politikalarından ve uygulamalarından rahatsız çok büyük bir kesim var. Nitekim bu zaten anketlerde AKP oylarının düşüş eğiliminde olmasından da anlaşılıyor. Milletvekilleri, mevcut odalarının küçüklüğünden şikâyet etmişler. Haklılar zira Genel Kurul kavgalarına küçük odada hazırlanmak zor olsa gerek! (Gani Yıldız) Sezer-Gül farkı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül rektör atamaları nedeniyle yine gündemde. Çünkü Gül YÖK’ten önüne gelen adaylar arasında seçimde birinci olanları değil hep onun ardından gelen birilerini tercih etti. Bu tavır aynen YÖK’e de sirayet ettiği için onlar da dekan seçimlerinde sonuçlara pek bakmadılar ve diledikleri kişileri atadılar. Bu konu gündeme gelince AKP ve yandaşları koro halinde “Sezer de böyle yapıyordu” diyorlar. Yanlış bir ifade değil. Ama bir fark var. Sezer, Türkiye Cumhuriyeti’nin devrim ve ilkelerine bağlı kalarak tek bir kriter uyguluyordu. Önüne gelen listedeki isimler Cumhuriyet ilke ve devrimlerine bağlı olarak mı tanınıyor yoksa her fırsatta aleyhine mi çalışıyor. Gül’ün tercih kriteri ise farklı. Belli ki Cumhurbaşkanı bu kriteri uygulamak yerine “Bize yakın mı değil mi” diye bakıyor. Denilebilir ki “İkisi arasında ne fark var?” Çok fark var hem de çok. Cumhuriyet ilke ve devrimleri büyük bir savaştan sonra kurulan yeni devletin esaslarıdır. Bu esasları değiştirmek veya tersine uygulamak bir kişi ya da kurumun hakkı da haddi de değildir. Eğer değişim adı altında asıl değiştirilmek istenen bu ilke ve devrimlerse, bunun için başka bedeller ödenmesi gerekir. THY yazısı Cumartesi günü THY ile ilgili başımdan geçen iki olayı anlatmıştım. İkisi de iyice değişen THY kadrosunun yetersizliği ve kalitesizliği üzerineydi. Yazım üzerine o kadar çok mesaj aldım ki inanamazsınız. Yüzlerce okur başından geçen olayları ayrıntılı olarak anlatmış. Hepsinin ortak tarafı THY personeli ile ilgili. Güler yüz ve anlayış olmaması, bilgi almakta çekilen sıkıntılar, rötarlar, kaybolan bavullar yaşanılanların ana hatlarını oluşturuyordu. Gelen olayları yazmaya kalksam günlerce sürecek bir dizi çıkar ortaya. Türkiye’nin dünyadaki bayrağı Türk Hava Yolları’nı bu kadar küçültmeye kimsenin hakkı olmamalı. Büyük kârlar elde etmek tek başarı olarak kabul edilirken, tasarruf adına personel eğitiminden vazgeçmek ya da ciddiye almamak bu kurumu giderek daha da zayıflatacaktır. THY yönetiminin hiçbir komplekse kapılmadan, bu şikâyetleri “kasıtlı” bir planın parçası diye nitelemeden iç konularına daha özenle eğilmesi sanıyorum yapılacak en iyi iştir. Çünkü THY hepimizin. |
| Yazarın Önceki Yazıları |
| Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (960) |
| |
Paylaş |
| OKUYUCU YORUMLARI | Yorum Yapmak İçin Tıklayınız |
|
| ||||||||||||
|
| ||||||||||||
|
| ||||||||||||
|
| ||||||||||||
|
| ||||||||||||
| Toplam 85 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız... | |||||||||||||
| Bu Habere yorum yapan diğer üyelerimiz | |||||||||||||