| Aydın Ayaydın |
| Yazara ulaşmak için : aayaydin@gazetevatan.com |
 Müzayedeler zenginlerin değiştiğini gösteriyor
 Son dönemde yapılan müzayedelere gösterilen yoğun ilgi ve ünlü ressamların tablolarının yeni alıcıları, sermaye dünyasındaki isimlerin değiştiğini ortaya koyuyor.
Geçmiş dönemde zenginler listesinde hep aynı isimleri görmeye alışmıştık. İlk sıralarda kimler vardı derseniz, birkaç isim vereyim. Koç ailesi, Sabancı ailesi, Eczacıbaşı ailesi, Has ailesi, Şahenk ailesi ve birkaç aile daha... Hepsi o kadar.
Son yıllarda Forbes dergisinin yayınladığı zenginler listesinde daha önceki yıllarda liste başının değişmezleri olan aileler artık geri plana düşmüş durumda veya hiç yer almıyor, ön sıralarda on yıl öncesine kadar ortada olmayan yeni isimler bulunuyor.
Boğaz’daki yalılar, eskiden belli ailelerin sahipliğindeydi. Bugün, tıpkı zenginler listesi gibi yalıların da sahip değiştirdiğini görüyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar ismini bilemediğimiz kişiler Boğaz’daki yalıların sahipleri arasına girdi.
Müzayedelerin sadık müşterileri de yerlerine yeni müşterilere bıraktı. Eskiden ünlü bir tablo müzayedede satışa çıktığında müstakbel alıcısı hemen hemen bilinirdi... Bugün görüyoruz ki müzayedelerin o eski alıcıları yerine karşımızda yeni alıcılar var. Bunun en belirgin örneği geçtiğimiz günlerde yaşandı; son iki tabloyu satın alan isimlerden biri Murat Ülker, diğeri Ramsey’in sahibi Remzi Gür. 10 yıl önce olsaydı bu tabloları başka isimler alacaktı.
***
Peki bu değişim neyi ortaya koyuyor?
Bu değişim sermayenin el değiştirdiğini ve Türk zenginleri arasında sadece İstanbul zenginlerinin değil, Anadolu kaplanlarının da yer aldığını; Türkiye’deki zenginler arasına Kahramanmaraş, Gaziantep, Manisa, Bursa, Kastamonu ve Diyarbakır’dan da yeni isimlerin girebileceğini ortaya koyuyor.
Geçmişte Türkiye, global dünyada henüz tam anlamıyla yerini almamıştı. Yabancı dil bilenler ve başka ülkeleri gidip gezebilenler sınırlıydı. Dış ticarette de sadece o isimler söz sahibiydi. İç piyasada da sanayi sadece o isimlerin hâkimiyetindeydi. Artık Türkiye dünyayla bütünleşti. Dünyanın her ülkesinde Türkler var. Herkesin çocuğu yurt dışında okuyup bir yabancı dile yeterince sahip olabiliyor. Dolayısıyla geçmişteki zenginler ile sanayicilerin dışında Anadolu’nun her yerinden yurt dışına gidip, gezebilenler var. Orada gördüklerini gelip ülkede gerçekleştirmeye çalışan ve üreten, ürettiği malı da dünyanın her yerine satabilen yeni Anadolu kaplanlarımızın sayısı günden güne artıyor.
Dış dünya ile bütünleşmeyle birlikte yeni zenginler ortaya çıkınca da, doğal olarak gerek yurt içindeki sanayi kuruluşların sayısı artmaya başladı, gerekse Forbes listesindeki dünya zenginleri arasında bizim de yeni zenginlerimizin isimleri çoğalmaya başladı. Ve bu isimler artık hem Boğaz’da yalı alıyor, hem de müzayedelerin müdavimleri arasına giriyor. Bu değişimi yadırgamamalıyız, o isimlerin sayısının artması ülkemiz adına büyük bir zenginliktir.
***
İktidarlarla birlikte sermayenin de el değiştirdiği söylemine de hak vermek lazım. Her iktidar değişiminde devlet ile iç içe olan iş adamlarımız yok değil. Bunlardan bazıları kim iktidara gelirse gelsin tepede olmaya devam eder. Bazıları ise, yerlerini yeni iktidara yakın isimlere bırakır. Bu durum da bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin doğal özelliğidir. Ancak kim olursa olsun; bu ülkede iş yapıp, alın teri ile para kazanıyor ve bu ülkenin milli gelirine katkı sağlayabiliyor ise onu kutlamak gerekir. |