| Cengiz Aktar |
| Yazara ulaşmak için : caktar@gazetevatan.com |
 Yargı bağımsızlığı üzerine
 Yargı bağımsızlığı ilkesinin en önemli kurumlarından biri bizdeki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) benzeri kurullar. Bunlar bütün demokratik ülkelerde mevcut. Bu kurulların temel işlevi yargının bağımsızlığını olabildiğince garantiye almak hedefiyle, yürütme ile adalet camiası arasında bir aracı olmak. Ama ideal bir model yok. HSYK’nın esinlendiği Güney Avrupa modelinde kurullar yargı çalışanlarının tayin, terfi, sicil, disiplin ve eğitiminden sorumlu. Ancak bir yere not edelim: HSYK darbe sonrasında Temmuz 1981’de o dönemin zihniyetiyle malûl bir kurumdur. Kuzey Avrupa modelinde ise kurullar yargı kurumlarının etkin ve etkili biçimde işlemesinden sorumludur ve mahkemelerin teftişi ile malî ve idarî yapılanması üzerinde yoğunlaşır. Bilgi için konunun önde gelen uzmanı Hollandalı hukukçu Wim Voermans’ın ‘Councils for the Judiciary in Europe’ çalışmasına internetten kolaylıkla ulaşılabilir.
Kurullar konusu Demir Perde’nin açılmasından sonra orta ve doğu Avrupa ülkelerindeki demokratik çabalara katkı amacıyla Avrupa Konseyi’nin ilgisine mahzar oldu. Strazburg’daki kurumun Bakanlar Komitesi 13 Ekim 1994’te ‘Yargıçların bağımsızlığı, etkinliği ve rolleri’ başlığını taşıyan 94 sayılı tavsiyeyi kabul etti. Tavsiye, bağımsız bir kurulun oluşturulmasından ziyade yargıçların tayinlerinin olabildiğince bağımsızca icra edilmesi ve yargı kurumlarının kendi işleyişlerinde söz sahibi olmaları ilkesini öne çıkarıyor.
Nitekim şimdi artık AB üyesi olan on orta ve doğu Avrupa ülkesi, yargı sistemlerini baştan aşağıya değiştirdi. AB üyeliğinin vecibelerini yerine getirmek ve iflas etmiş totaliter bir sisteme yepyeni kurumlarla donatılmış farklı bir sistem ikame ettiler. Müflis komünist vesayet sistemin sağını solunu yamalamak yerine aynen çöpe atıp yeni bir hukuk ve adalet sistemi getirdiler. Bu elbette kolay olmadı. Zihniyet, kurumlardan daha zor değiştiği için yeni adetler eski köye kolay ayak uyduramadı.
Bu ülkeler yargı bağımsızlığına erişmede farklı yollar kullandı. Macaristan ve Litvanya’da yapılan reformlar sonucunda ortaya çıkan, yargının bağımsızlığına tehdit değil aksine hesapvermez ve korporatist bir yargı sistemi oldu. Toplumun ve seçilmişlerin yargının karar alma süreci ve idarî süreçleri konusunda bilgi alma (denetleme değil) hakkı ortaya çıkan ‘yargıçlar cumhuriyeti’ riskini azaltacak en etkin faktör olarak görülüyor.
Bu iki ülkede gözlenen şeffaf olmayan yargı bağımsızlığının aksine örneğin Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Letonya ve Romanya yargı bağımsızlığı konusunda yetersiz. Öyle ki Çek Anayasa Mahkemesi yargı reformunu sahibine iade etmiş ve yeniden yapılmasını tavsiye etmişti. Yürütmenin yargı idaresi ve yargıçların kariyeri üzerindeki etkisi ile adalet kurumunun bütçe konusunda çok sınırlı yetkileri, yetersizliğin ana nedenleri.
Hukuk ile demokrasi ikilemi
Türkiye’de yıllardır yargı bağımsızlığı diye bir şehir efsanesi ortalıkta dolaşır. İnsanlar bunun mümkün olduğunu ama siyasîlerin kötü niyetinden bunun gerçekleşemediğini düşünür. Bu efsaneyi de en çok iktidardaki partiye karşı olan politikacılar ve akademisyenler dile getirir. Hâlbuki en ileri demokrasilerde dahi tam bağımsız bir yargı yoktur çünkü adalet sonuç itibariyle ilahî adalet değil beşerî bir adalettir. İnsanoğlunun kendi kendini sınırlayan dünyevî kararıdır. Ve toplumların adalete ile hukuka azamî ölçüde uymaları demokratik gelenek ve sicilleriyle ilgilidir. Adalet ve hukuk, demokratlığın garantisi olmadığı gibi, yıllardır bu ülkede görüldüğü üzere, demokrasi eksikliğinin payandası konumunda olabilir. Adalet ve hukuk, illâki işleyen bir demokrasi getirmez ama işleyen bir demokrasi adalet ve hukukun garantisidir. |
MUSTAFA KARTAL (22) [Tüm Yorumları]
| 15.03.2010 00:47:12 | yahu cengiz efendi,hep sanal konuşuyorsun,yargı bağımsız olmadığı için sorunlar büyüyor,kuvvetler ayrılığı temel unsur olmalı ve siyasiler tabiki yargı denetiminde olmalı, yoksa ben halk seçdi istediğimi yaparım olur.ayrıca hişbir beşeri irade hukkun üstünde olamaz. |
| |
|
Hakkı Kurt (2837) [Tüm Yorumları]
| 14.03.2010 10:57:06 | SAVCI OSMAN ŞANAL ARAMA YAPILACAK YERLER İÇİN HAZIRLANAN VE AD VE ADRES KISMI BOŞ BIRAKILAN BELGEYİ CHP Lİ K.OĞLU NA KİMİN SIZDIRDIĞINI ARAŞTIRIYORMUŞ!PEKİİKTİDARIN TSK YI KARALAMAKTAN SORUMLU YAYIN ORGANI TARAF(?)SIZ GAZETE(?)NİN YAYINLADIĞI BELGELERİ NEREDEN BULDUĞUNU ARAŞTIRAN SAVCI ÇIKMIYOR ORTAYA? |
|
| % 62 |
 |
| % 25 |
 |
| % 12 |
 |
| 8 kişi oyladı |
|
|
efe efe (3930) [Tüm Yorumları]
| 14.03.2010 10:43:24 | DEVAM...Türkiyede hakim ve savcı atamalarına yetkili kurum HSYK kararları adalet bakanı veya müsteşarının oluruna tabi.Hakim ve savcıları atayan kurumun,ayni hakim ve savcıları görevden alma yetkisi tartışma konusu oluyor.Suçlama ve soruşturma dosyaları,sanıklardan evvel yandaş denilen medyaya gidiyor. |
|
| % 87 |
 |
| % 4 |
 |
| % 9 |
 |
| 23 kişi oyladı |
|
|
efe efe (3930) [Tüm Yorumları]
| 14.03.2010 10:40:35 | Hiçbir avrupa ülkesinde dokunulmazlık 607 adet dosyası yargılanmak üzere meclis onayını beklemiyor.Avrupa ülkelerinde vekillerin kürsü ve siyasi dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlık hakları yok.Siyasi dokunulmazlık ise vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehdit edemez ve terör örgütüne destek olamaz. |
|
| % 95 |
 |
| % 2 |
 |
| % 2 |
 |
| 40 kişi oyladı |
|
|
Hakkı Kurt (2837) [Tüm Yorumları]
| 14.03.2010 10:17:48 | YARGININ İŞLEVİ VE DEMOKRASİ KONUSUNDA NEDE BAŞKA ÜLKELERİ ÖRNEK ALIYORUZ Kİ? YAPACAĞIMIZ REFORMLARLA DİĞER ÜLKELER NEDEN BİZİ ÖRNEK ALMASIN?BİZ ÜLKE OLARAK VATANDAŞ OLARAK ÖRNEK ÜLKE YARATMA KONUSUNDA ACİZMİYİZ?BUNUN İÇİN OLAYLARA AT GÖZLÜĞÜ İLE BAKMAMAK, BANANECİLİK YAPMAYARAK ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAMIZ YETERLİDİR. |
|
| % 33 |
 |
| % 33 |
 |
| % 33 |
 |
| 3 kişi oyladı |
|
|
| Toplam 6 yorum yapılmıştır, tüm yorumları okumak için tıklayınız... |
Bu Habere yorum yapan diğer üyelerimiz
Aynur Bozoglu
|