| Gökmen Özdemir |
| Yazara ulaşmak için : gozdemir@gazetevatan.com |
 Yorulmadan..
 ALİ Sami Yen’de 77. dakika... Baros ağır sakatlığın ardından 15 hafta sonra oyuna giriyor. Tribünler onun ismiyle inliyor. Jo kafasını kaldırıp Kapalı’ya bir “Güiza” bakışı atıyor.. “Hani burada kral bendim!” gibilerinde... O an gerçeği görüyor. Sami Yen’in halk kahramanının Baros olduğunu anlıyor. Peki neden G.Saray taraftarı Baros’u bu kadar çok seviyor? Geçen sezonu gol kralı olarak bitirdiği için mi? Kesinlikle hayır! Mutlaka attığı gollerin ona karşı olan bu sevgide payı vardır ama asıl neden Çek futbolcunun topa ayağını sokarken hiç “Acaba sakatlanır mıyım?” diye düşünmemesi... Tekmeye kafa sokar, sert stoperlerle boğuşur, belki topu ayağında çok tutup takımının orta sahasını rahatlatamaz ama Baros, Türkiye gerçeklerinin forvetidir.. Taraftar onu ve onun gibi sert çocukları bu sebepten dolayı çok sever...
TAHMİN ediyorum geçen hafta Eskişehir’de de Rijkaard oyunu böyle kurmuştu. Sakin oynayan, acele etmeyen, pozisyon vermeyen, rakibin hatalarını kovalayan bir takım istemişti. Eskişehir’den hata beklerken kendi savunması hata yapmıştı. Ve maç o an kopmuştu. Çünkü G.Saray tempoyu yükseltecek, mücadeleyi kora kor yaşayacak futbolculardan kurulu değildi. Dün ise Hollandalı istediğini aldı. A.Gücü’ne hiç pozisyon vermeden, rakibin hatalarından faydalanarak, çok enerji harcamadan kazandı G.Saray... Sarı-kırmızılılar 3 gol attılar ama girdikleri pozisyon sayısı 4 bilemediniz 5’ti.. Efektif oynadılar. Yorulmadan, orta alanda ikili mücadeleye girmek zorunda kalmadan, pozisyon alarak, kontraya çıkarak kazandılar...
SAKİN KALABİLİRLER Mİ?
BU oyunun kahramanı ise tartışmasız Keita’ydı.. Çünkü Keita G.Saray’ın en hızlı oynayan futbolcusu.. Sürati kadar rakiplerinden daha çabuk düşündüğü için de hamle üstünlüğü hep onda.. Attırdığı ilk gol onun yaratıcılığı... Attığı ikinci gol tamamen pozisyon bilgisiyle, topla rakip arasına güçlü girişiyle, zekasıyla ilgili. İki kez rakibin ona hamle yapmasına izin vermeden vücudunu kullanarak topu korudu. Baros’a attırdığı gol ise uzatmalar oynanırken aslında onun ne kadar güçlü olduğunu anlatan bir depar ve ölümcül pasla geldi.. Keita’yı böyle överken “Neden deplesmanda böyle oynamıyor?” sorusunun da cevabını aramalı G.Saraylılar...
DÜNÜN özetini yaparsak... Hata yapmadan, bireysel yetenekleriyle, rakibin teklemesini bekleyerek kazandı G.Saray... Öyle üstün oyunu, kaçırdığı tonla gol pozisyonu, ağırlığını koyduğu temposu yoktu G.Saray’ın... Ve unutmadan; Arda’sız kazandılar.. Bu çok önemli. Çünkü Arda G.Saray’ın çimentosu.. Onsuz zorlanıyorlar genelde. Fakat ana soru şu galiba: “Bu futbol şampiyon olmak için yetecek mi G.Saray’a? Trabzon deplasmanında, Ali Sami Yen’de F.Bahçe ve Bursa karşısında saha alev alev yanarken G.Saray bu kadar sakin, hatasız, sonuca yönelik oynayabilecek mi?” |
| Yazarın Önceki Yazıları |
|
 Ligin Paşası ( 11.03.2010 ) |
 Faruk Süren başkan olsun! ( 03.03.2010 ) |
 En mutlu üçlü! ( 01.03.2010 ) |
 GDO ( 26.02.2010 ) |
 Light derbi ( 22.02.2010 ) |
 Avrupa geni ( 19.02.2010 ) |
 Doğru sonuç ( 14.02.2010 ) |
 Futbol bu... ( 11.02.2010 ) |
|
| Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (501) |