Selahattin Duman
 Yazara ulaşmak için : sduman@gazetevatan.com
Increase text size
 Dünyanın en seksi şehri bizim İstanbul

Bunu ben söylemiyorum.. İstanbul’a gelip de başına iş gelmeden dolanan turizm yazarları söylüyor.. “İstanbul’da zaman durmuş gibi..” diye başlayan övgüler, renkli gece hayatına kadar uzanıyor.. Öyle övücü ifadeler var ki ben bile kendime nerede yaşadığımı durup durup soruyorum..

Hükümet adamlarımızın cennetle mükafatlandırılacak gayretleri sayesinde bizim ahaliden “aklını seksle bozanlar” tam ıslah olmaya başlamışlardı ki..

Avrupalı turizm yazarları bir laf ettiler, bütün emekler boşa gitti..

Hani öyle laflar vardır, denize katresi düşse denizi bulandırır.. Bunların ettiği laf da böyle bir şey..

“İstanbul dünyanın en seksi şehri..”

Tövbe estağfurullah! Nereden biliyorsunuz.. İstanbul ile Paris’i iş üzerinde mi gördünüz? Atina’yı gebe mi bıraktık?

Şirket-i Hayriye vapurundan şehrin siluetine bakıp da böyle bir yargıya nasıl varıyorsunuz?

“İstanbul’da zaman sanki durmuş gibi..”

Sana öyle geliyor.. Eminönü’ndeki saat kaç senedir bozuk.. Belediye adamları söküp götürdüler, tamir edip geri getiremediler..

Git Haydarpaşa Garı’nın saatine bak.. Gerçi o da biraz ileri gidiyor ama zaman işliyor en azından..

***


Bu Avrupalılar böyledir işte.. Her olayı getirip belden aşağı bir yere bağlarlar.. Uçkur bağlar gibi..

Sonra bunların laflarını gazeteler yazar..

Benim eli pantolon cebinde gezinen delikanlımı sorarsan zaten bunalmış.. “Lan arkadaş, herkes biliyor da bir bana mı denk gelmiyor?” diye kahırlanır..

Vatandaşın fikrini yabancı marifetiyle bozmayalım..

Tabii araştırmacı gazeteci olarak bana düşen görev başka.. Önce bunun yanlış bir kanı olduğunu ispatlamak..

Sonra da “damsız” girebildiği tek yer olan mahalle kahvesinde kös kös oturup “Fashion TV” seyreden gençleri bilinçlendirmek..

NEREDEN BELLİ?

Kendi kendime bu adamların İstanbul’un seksiliği konusunda nasıl bir hükme kapıldıklarını sordum..

Önce aklıma yapılaşmadaki hallerimiz geldi..

Malûm.. 1950’lerin başından itibaren bir apartman olayına girdik.. Önce Tekel’in çay kutusundan esinlenerek yapılan beton binaları yan yana dizdik..

Sonra geldik gökdelen devrine..

İç göçtü, turizmdi derken gidişattan tahriklenip ereksiyon halinde yan yana dizilen gökdelenleri gördük..

Hemen her semtin ortasında kazık gibi dikilmiş, uzayıp gitmiş binaları gören turistin aklına gelen ilk şey o olur.. Zaten adamın kafası o türlü çalışıyor..

Bizim müteahhitlik hizmetlerimizi başka bir şeye benzetmesi imkânsız..

“Acaba bundan dolayı mı bizi şey görüyorlar?” dedim, kendi bulduğum cevaba kendi kafam bile yatmadı..

Bana göre bu izlenimi vermemizin sebebi başka.. En çok da barcı, lokantacı esnafından kıllanıyorum..

Aha örneği.. İsviçre’den gelip “İstanbul’un gece hayatını keşfedeceğim..” diyerek gözüne kestirdiği ilk bara dalan Tjelander J. adlı turistin başına gelenler..

Soyadını (J) harfi ile gizledim ki Cenevre’de, Zürih’te yazılarımı okuyanlar tarafından kimliği teşhis edilemesin.. Durduk yerde rezil olmasın..

Tjelander nam turist Şişli’deki Roze Bar’a dalıp birkaç bira içmiş.. Çıkacağı zaman önüne “bin sekiz yüz on liralık” hesap getirmişler..

Adam sanki bira değil de Şişli’de lüks daire içti..

Tabii şuursuz bir turist olduğundan hesaba itiraz etmiş.. Garsonlar hesabın makûl olduğu yolunda kendisini ikna etmişler..

İkna olunca güzelleşmiş.. Soluğu poliste almış..

***


Bu sefer polisler harekete geçmiş.. Kendilerine “Anadolu’dan gelen iş adamı” süsü vermişler..

Bayılırım böyle resmi ifadelere..

Kendine “Anadolu’dan gelen iş adamı süsü vermek..” nasıl bir şeyse.. Omzuna kilim mi atıyor acaba? Her neyse.. Sivil polisler girmişler aynı bara..

İki meyve suyu söylemişler.. Barda meyve suyu! Bar sahibi buradan şıp diye anlamalıydı bunların gizli polis olduğunu.. Onun da basireti bağlanmış demek ki..

İki meyve suyunu içip “Hesap” demişler.. Garson adisyonu önlerine getirmiş..

“Bin yüz kırk lira..”

Bu da bize gösteriyor ki meyve suyu, biradan daha ucuz.. Daha da ucuzu şişe suyu.. Üç yüz liradan fazla gelmez hesabı..

DAVRANMAYIN!

Bizim polisler kurnaz.. Kimlikleri doğrudan çıkarsalar “Aaaa! Pardon, araya nokta koymayı unutmuşuz.. Asıl hesap on bir lira, kırk kuruş..” deyip sıyıracaklar..

Anadolu’dan gelme tüccar süsü ile bezeli polisler “Vermeyiz bu parayı..” deyip ayak diretmişler..

Tabii bu duruma garsonların canı çok sıkılmış.. Al sana hesabın makûl olduğuna ikna edilecek iki müşteri daha.. Biri de itiraz etmeden adam gibi ödemez ki..

Polisler tartaklanmış, ceplerinde gizledikleri kredi kartlarına “geçici tedbir” olarak el konulmuş, Anadolu’ya göndermek üzere kapıdan postalanmış..

Böylece suçüstü şartları tamamen yerine gelmiş.. Geri gelen polisler şakacı garsonları, işletme sahibini neyim göz altına almışlar..

Şuursuz turistin parasını da iade ettirmişler..

***


Tabii bu kadarını beceremeyen yabancılar da var.. Geçen yıl Amerikalı bir pilot, bizim pavyonlardan birine dalmıştı.. Önüne gecenin sonunda beş bin küsur dolar hesap getirdiler..

Hollywood filmlerinin sihirli “Ben Amerikan vatandaşıyım..” söylemi de para etmeyince hem cebindeki dört bin dolar alındı..

Hem de hesabı tamamlamak üzere kolundaki Rolex saate el konuldu..

Bu olaylardan çıkan sonuç şu.. Kadere karşı gelemezsin.. “Tecavüz kaçınılmazsa..” dedikleri yere geldiğinde akıllı olacaksın..

Sanırım İstanbul’un seksi şehir ilân edilmesinin sırrı bu tür olaylarda yatıyor..

Ben barcılarımıza, pavyoncularımıza “turisti kazıklamayın..” demiyorum..

Hobi olarak yine kazıkla ama ölümüne olmasın..

Adam da otele parasız döndüğünde, yatakta içilen o malûm sigarayı yakmak zorunda kalmasın..

Sonra hakkımızda “Seksi şehir” diye konuşurlar işte..


Yazarın Önceki Yazıları
Globalleştik, top olduk.. Q klavyeli laptop olduk! ( 17.03.2010 )
“Hayırlı hırsızlığın” ucu 12 Eylül’e çıktı ( 16.03.2010 )
İşadamının, işadamına klasik müzikle zulmü.. ( 14.03.2010 )
Sanatsever hırsızlara benden açık teşekkür ( 13.03.2010 )
Bay bayanı kucaklar Yıkılır nice ocaklar! ( 12.03.2010 )
Yazı yazmanın can sıktığı günlerdeyiz ( 10.03.2010 )
Nazar adamı mezara Davarı kazana sokar ( 07.03.2010 )
Gündem budur, içi sudur.. İçsen de içmesen de budur.. ( 06.03.2010 )
Tüm Yazılarına ulaşmak için Tıklayın (1745)
Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız...


       Gazetevatan Twitter'da    Paylaş




 ADnet Reklamları Siz de reklam verin