
Suriye'de, Beşar Esad rejimine karşı ilk protesto gösterileri başlayalı neredeyse bir sene oluyor. Gösterilerin çatışmalara dönüştüğü bugün, uluslararası toplum henüz dillendirmemiş olsa da, muhalifler Suriye'yi "savaş bölgesi" olarak tanımlıyor.
Jane Ferguson, ülkenin kuzeyinde yer alan Humus şehrinde yaşayan halkın, yardımların azalması nedeniyle açlıkla yüz yüze geldiğini söylüyor. Bunun yanı sıra, günlük bir rutine dönen keskin nişancı ve havan topu saldırılarının da hala devam ettiğini belirtiyor.
Havan toplarının açtığı büyük delikleri gösteriyor kamera. Saldırıların ardından harabeye dönen sokaklarda koşar adım ilerleyen Ferguson anlatıyor:
"Esad rejimi, Özgür Suriye Ordusu ve siviller üzerindeki baskısını iyice artırdı. Humus, hayalet şehir gibi görünüyor. İnsanlar saklanıyor. Halk açlıkla mücadele ediyor, aileler ekmekleri bile en son kırıntısına kadar tüketiyor. Yardımların kısa bir süre içinde tamamen kesileceği tahmin ediliyor."
"EKMEK YOK... SU YOK... ELEKTRİK YOK" Humuslu bir adam kameralara konuşuyor:
"Açlık çekiyoruz. Ekmek yok. Su yok. Yiyecek yok. Elektrik yok. Bombalamalar devam ediyor. Yan sokağa bile geçemiyoruz."
Ailesinin ne şartlarda yaşadığını da anlatıyor genç adam:
"Evin birinci katına, balkona çıkamıyoruz. Her gün, her dakika, çocuklar, arabalar, herkes ve her şey tehlike altında."
Ferguson, şehrin başka bir yerinde, içinde bulunduğu harabe binanın arkasını işaret ederek, "Bir buçuk saat önce arka tarafta, binaların üstünde konuşlanan nişancılar sokaktaki iki sivili vurdu. Sivil vatandaşlar her gün bu şekilde öldürülüyor" diyor.
Yaralıların tedavi edildiği bir hastaneye giden El Cezire muhabiri, hiçbir gönüllü sağlık görevlisini görüntülemeyi başaramıyor çünkü kameraya çekilmekten korkuyorlar. Yüzünü saklayarak konuşan bir sağlık görevlisi, hastaların ağır yaralarla geldiğini ancak ellerinde yeterli tıbbi teçhizatın bulunmadığını söylüyor.
Ferguson'ın Humus izlenimleri hiç de iç açıcı değil. Haberin kapanışında, ülkedeki çatışmaların iç savaşa dönmenin eşiğinde olduğu öngörüsünü dile getiriyor.