
Kurbanların aileleri, milletvekillerine verdikleri 2 sayfalık dilekçede failler bulunana kadar devletten tazminat istemediklerini söyledi
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu heyetinde yeralan Başkan Ayhan Sefer Üstün (AK Parti), Alt Komisyon Başkanı İhsan Şener (AK Parti), Milletvekilleri; Mehmet Kerim Yıldız (AK Parti), Hamza Dağ, (AK Parti), Abdurrahim Akdağ (AK Parti), Gülşen Orhan (AK Parti), Levent Gök (CHP), Malik Özdemir (CHP), Atilla Kaya (MHP), Ertuğrul Kürkçü (BDP) bir mülkiye başmüfettişi ve bir komisyon uzmanından oluşan heyet, helikopterle Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Gülyazı Köyü’ne gitti. Heyet için Gülyazı’da olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, askerler köy nüfusuna kayıtlı olmayan hiç kimsenin köye girişine izin vermedi. Heyet üyeleri, olayda ölen Nadir Alma’nın babası Sadık Alma’nın köydeki evinde olayda yaşamını yitiren 34 kişinin yakınlarıyla bir araya geldi. Çok sayıda gazetecinin izlediği incelemede, komisyon üyeleri basın mensuplarını dışarı çıkardıktan sonra yakınları tek tek dinledi.
‘Askerler biliyordu’Olayda ölen 34 kişinin aileleri adına hazırlanan 2 sayfalık dilekçe milletvekillerine okunarak verildi. 8 maddelik talepten oluşan dilekçede, olay tarihine kadar Gülyazı Köyü’ndeki korucuların Gülyazı Taburu’na bağlı askerlerle birlikte Beyaz Tepe Üs Bölgesi’nde nöbet tuttukları belirtilerek, şöyle denildi: “Sınır ticareti denilen kaçakçılık askerlerin bilgisi dahilinde yapılıyor. Olay tarihine kadar ve bu raporu hazırladığımız şu saatte bile sınır ticareti ve trafiğinde bir kesinti olmadı. Gülyazı Taburu, olan biten her şeye vakıf olmasına rağmen, sınır ticaretine göz yummuş ve geçişimize zımni olarak izin vermiştir. Hepimiz yıllarca buradan Irak tarafına geçerek, geçimimizi bu yoldan yaptık. Bunu yapmak dışında başka bir çaremiz bulunmamaktadır. 2011 yılı ilkbaharından itibaren Beyaz Tepe üs bölgesinden geçiş güzergahlarımızın sağına soluna, ötesine berisine, hemen hemen her akşam toplarla ateş ediliyordu. Ancak, asker bu yolu kullananların köylüler olduğunu bildiği için bu atışlarda bizleri hedef almıyordu. Bu bir çeşit uyarı atışıydı. Bizler de bu durum rutinleştiği için yolumuza devam ediyorduk. Bu vahim ve trajik olayın yaşanması ve 34 çocuğumuzun şehit edilmesi, bahsettiğimiz nedenlerle tarafımızca, hiç bir suretle tatmin edilmemiştir.”
‘Bu kan parası’Kuzey Irak tarafından ’sınır ticaretinin’ yapıldığı tek yol olduğu ancak Türkiye’ye açılan 4 yolun bulunduğu anlatılan dilekçede, olay günü bu 4 yolun da askerler tarafından kapatılarak, köylülerin girişine izin verilmediği iddia edildi: “Bu vahim olayın failleri tespit edilip cezalandırılıncaya kadar devletten hiç bir tazminat talebinde bulunmayacağımızı, yapılmış ve yapılacak maddi manevi tazminat tekliflerini reddedeceğimizi bilmenizi isteriz. İçimiz kan ağlarkan, çocuklarımızın kan bedeli olan paraya dokunmayacağımızın bilinmesi gerekir.”