Haberin Devamı
Çocukları, ağabeyleri, ablaları bir gün ortadan yok oldu. Kimisi gözaltına alındığı bilgisine ulaştı, kimisi ona bile ulaşamadı. Bu çocuklar yok oldu. Anneler babalar kardeşler eşler ulaşabildikleri her yetkiliye gittiler ama onların izlerini bulamadılar. Bir sessizlik duvarı karşılarına dikildi.
Onlar her cumartesi ellerine kaybolmuş canlarının resimlerini alarak dünyaya seslerini duyurmaya çalıştılar.
Coplandılar, tekmelendiler, biber gazlarını yuttular.
Dehşet veren görüntüler bütün bir toplumu utanç içinde bıraktı.
Cumartesi Anneleri bugün 300’üncü kez bir araya gelecek. Ama artık biraz umutları var. Ergenekon ve bağlı soruşturmalarda, davalarda faili meçhullerle ilgili bazı izler ortaya çıkmaya başladı. Konuşmaya başlayanlar oldu.
12 Eylül askeri yönetiminde işkence normal bir işlem haline gelmişti. Askerler gitti siviller geldi, ama faili meçhuller de yok olmadı, gözaltında kayıplar da arttı.
Anayasa’nın 12 Eylül yetkililerini koruyan maddesi kalktı. Mahkemelere çok sayıda suç duyurusunda bulunuldu. Ama yargı hâlâ harekete geçmiyor.
Bunun nedenlerini tahmin etmek güç değil. Ankara’da iradeler, ülkemizin geçmişindeki bu karanlık olaylarla tam bir hesaplaşma yaşaması konusunda istekli değil. Herhalde bu karanlıklar bir kez aydınlanmaya başlayınca nerelere kadar uzanacağı konusunda kuşkuları var.
Arjantin’in cumartesi anneleri adalet taleplerinin karşılığını gördüler. Binlerce insanın katli emrini verenler ömürleri boyunca hapis yatacak. Bir toplumu güven içinde yaşatan adalet duygusuna Arjantin halkı tekrar kavuştu.
Bizim Cumartesi Annelerimiz hâlâ bekliyor. Ağızlarından “demokrasi” kelimesi eksik olmayan siviller hâlâ onları adalete kavuşturmak için hareket etmiyor.
Kendileri için adalet isteyenlerin herkes için adalet istemek zorunda olduğunu hâlâ içlerine sindirmiş değiller.
Cumartesi Anneleri bugün yine bekliyor olacak.
Onların acıları giderilmeden, onların aradıkları adalet yerine gelmeden “muasır medeniyet”e ulaşmanın imkânsızlığını görmeyenler onları yine görmeyecekler, duymayacaklar.