X
20 Nisan 2014 Pazar 16:28 İSTANBUL 19°C / 23°C
Getir
Gazetevatan.com » Gündem » Said-i Nursi'nin Atatürk'e 88 yıllık mektubu

Said-i Nursi'nin Atatürk'e 88 yıllık mektubu

"Hür Adam" filminde Atatürk'le olan sahneleri tartışma yaratan Bediüzzaman Said-i Nursi'nin Atatürk'e yazdığı, yıllardır varlığı tartışılan mektup ortaya çıktı.


Daha önce varlığı ve içeriği konusunda çeşitli spekülasyonlar yapılan mektupta, Nursi, övgü dolu sözlerle Atatürk'e hitap edip nasihatlerde bulunuyor.

Bu tarihi mektup, üzerine 'Çok mühim bir mektup' notu düşülerek, Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde muhafaza ediliyor.

İSLAM ALEMİ KAHRAMANI PAŞA HAZRETLERİ

HABERTÜRK'ün ulaştığı mektupta Nursi, önce Atatürk'e "İslam âlemi kahramanı Paşa Hazretleri" olarak hitap ederek, akabinde şu ifadeleri kullanıyor: "Ey şanlı gazi. Zat-ı âliniz hem muzaffer ordunun hem muazzam Meclis'in manevi şahsiyetini temsil ediyorsunuz."

BU FAKİRİN NASİHATİNİ DİNLEYİN

Bediüzzaman, iltifatlarda bulunduktan sonra, "İki cihanda mutluluk ve başarılarınızı can-ı gönülden dileyen bu fakirin, bir meselede 10 sözünü, tavsiyesini birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum" diyor.

Said-i Nursi 9 Kasım 1922'de ziyaret ettiği Meclis'te Bitlis Mebusu Arif Bey ve arkadaşlarının Meclis Başkanlığı'na yaptıkları başvuruyla kürsüye davet edilir.

Kürsüde Milli Mücadele gazilerini tebriklerini sunup, dua eder. Bu gelişmeler, aynı gün Meclis Zabıt Ceridesi'nin kayıtlarına girer, bir gün sonra Hâkimiyeti Milliye Gazetesi'nde de haber olur. Fakat dua ve tebrik dışında uzun bir konuşma söz konusu değildir.

Yılların tartışma konusu olan, 88 yıldır orijinal hali bilinmeyen ve ilk defa ortaya çıkan bu tarihi mektubun 10 nasihatlik bölümü, Atatürk'e özel olarak hitap ettiği ifadeler çıkarılıp, bazı değişiklikler yapılarak Bediüzzaman'ın 'Tarihçe-i Hayat' kitabında yayınlanmış. Ancak, çeşitli kaynaklarda Bediüzzaman'ın Meclis'te 9 Kasım 1922'de yaptığı konuşma olduğu zannedilen 10 maddelik metin ile bu mektup arasında çok farklılık var. Tarihçe-i Hayat kitabının 124-125-126-127 No'lu sayfalarında, milletvekillerinde dine karşı gördüğü lakaytlık sebebiyle on maddelik beyanname neşredip, dağıttığı belirtiliyor.


NAPOLYON'U DEĞİL SELAHADDİN EYYUBİ'Yİ ÖRNEK AL

Bediüzzaman, bu mektubu Meclis ziyaretinden kısa süre sonra, 23 Kasım 1922'de yazar.

Mektubunda, Atatürk'e Napolyon'u değil, Selahaddin-i Eyyubi gibi İslam kahramanlarını örnek alması gerektiğini hatırlatan Nursi, "Sizin bu başarınızı ve büyük hizmetinizi takdir eden ve sizi çok seven müminler, sıradan ama sağlam Müslüman'dırlar. Sizi ciddi sever ve sizi tutar ve size minnettardırlar" diye devam eder.

Yıllardır varlığı tartışılan bu mektup Bediüzzaman'ın Atatürk'e yazdığı ilk ve son mektuptur.

İşte Atatürk’e övgüler düzülen ‘Duacınız Said-i Kürdi’ imzalı tarihi mektup

-Duacına Saıd-i Kürdi' imzasıyla 23 Kasım 1922'de Atatürk'e yazdığı, Cumhurbaşkanlığı arşivinde bulunan ve çok mühim bir mektup' notu düşülerek saklanan tarihi mektubun günümüz Türkçesi ile sadeleştirilmiş hali.

İNNESS'ELATE KÂNET ALE'L-MÜ'MİNİNE KİTABEN MEVKUTA

"Şüphesiz namaz belli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır." (Nisa Suresi, 103)
İslâm âleminin kahramanı Paşa Hazretleri'ne
Ey şanlı Gazi, yüce şahsiyetiniz hem başanlı ordunun hem de yüce Meclis'in manevi kişiliğini temsil ediyor. Bu vesileyle kişilerin kusuru, onların manevi kişiliğine ve temsilcisinin hesabına geçer. Dolayısıyla kişileri ve temsilcileri doğru yola teşvik etmek, yönlendirmek en önemli görevinizdir. İki cihanda mutluluk ve başarılarınızı can-ı gönülden dileyen bu fakirin, bir meselede 10 sözünü, tavsiyesini, birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum.

1) Allah'ın verdiği olağanüstü bu başarılar, bir teşekkür ister ki sürekli olsun, artmaya devam etsin. Eğer nimet, şükür görmezse gider. Madem Allah'ın yardımıyla Kuran'ı düşmanın saldırılarından kurtardınız, Kuran'ın en açık ve kesin emri olan "namaz" gibi farzları yerine getirmeniz gerekir. Böylece namazın feyzi (ilmi, bolluğu, hazzı) şahane işleriniz için sürekli bir şekilde üstünüzde olsun ve devam etsin.

2) İslam dünyasını mutlu ettiniz, sevgilerini ve yakın ilgilerini kazandınız. Ancak o yakın ilgi, alaka ve sevginin devamlılığı, İslami yaşamın gereklerini yerine getirmekle olur. Çünkü Müslümanlar, İslamiyet adına sizi severler. Siz de İslami yaşantınızla ahretinizi güçlendirin ve İslamiyet'e bağlılığınızı ortaya koyunuz.

3) Başta yüce şahsiyetiniz olmak üzere siz ve silah arkadaşlarınız olan kahramanlar, bu dünyada
Allah dostları (evliyaullah) hükmünde olan gazi ve şehitlere komutanlık ettiniz.
Kuran'ın kesin emirlerini uygulamak ve uygulatmakla öteki âlemde de nurlu gruba önder olmaya çalışmak, sizin gibi büyük yardıma mazhar olanlara layıktır. Aksi takdirde burada kumandanken orada bir neferden yardım dilenme zorunda kalabilirsiniz. Bu basit, boş dünya şan ve şerefiyle, öyle madde değil ki, sizin gibi yüce ruhlu, karakterli insanları doyursun, tatmin etsin ve onların gerçek amacı bunlar olsun.

4) Bu milletin Müslüman toplulukları, o kadar ki bir cemaat namazsız kalsa, sapkın günahkâr olsa bile yine de başlarındakini dini bütün görmek ister. Hatta bütün Kürdistan'da, görev verilen tüm memurlara yönelik ilk önce sorulan soru şudur: "Acaba namaz kılıyor mu?" Namaz kılan memura kesinlikle güvenirler, kılmayan memur da ne kadar başarılı ve etkili olsa bile onlara göre suçludur.
Bir zamanlar "Beytüşşebap" aşiretlerinde isyan vardı. Ben gittim, sordum: "Sebep nedir?" Dediler ki: "Kaymakamımız namaz kılmıyordu, rakı içiyordu. Öyle dinsizlere nasıl itaat edeceğiz?"
Bu sözü söyleyenler de namazsız, hem de eşkıya (hırsız, haydut) idiler.

5) Peygamberlerin çoğunluğunun Doğu'dan, âlim ve bilginlerin önemli bir kısmının ise Batı'dan çıkması, ezeli bir kaderin işaretidir. Bu nedenle Doğu'yu ayağa kaldıracak din ve kalptir, akıl ve felsefe değildir. Doğu'yu uyandırdınız, hak ettiği yere getirdiniz, o halde tabiatına uygun davranınız. Aksi halde bütün emeğiniz ya boşa gider veya başarılarınız çok yüzeysel kalır.

6) Düşmanınız ve İslamiyet düşmanı olan melun İngiliz, İslam dinine karşı olan duyarsızlığımızdan pek fazla istifade etti ve ediyor. Hatta diyebilirim ki, Yunan kadar İslam'a zarar veren, dinde ihmalimizi bahane edip bundan faydalanan iç düşmanlarımızdır. İslamiyet'in faydası ve milletin güvenliği için bu ihmali ortadan kaldırmamız gerekir. İttihatçılar o kadar harika, gayretli, istikrarlı olmalarına ve fedakârlık göstermelerine rağmen, hatta İslam'ın uyanışına sebep oldukları halde, dinde kısmen laubalilik tavrı gösterdikleri için içerideki millet onlardan nefret etti ve değersiz görüldüler. Dışarıdaki Müslümanlar ise İttihatçıların dindeki ihmallerini görmedikleri için hürmet gösterdiler, gösteriyorlar.

7) Küfür âlemi bütün vasıtalarıyla, medeniyetiyle, felsefesiyle, ilim ve sanatlarıyla, misyonerleriyle İslam âlemine saldırdı ve maddi olarak uzun zamandan beri galip olduğu halde İslam âlemine dinen galip gelemedi. İçeride sapkınlığa düşmüş bütün grupların, İslam'a az miktarda zarar verecek ölçüde kaldığı, İslamiyet direncini ve sağlamlığını sünnete bağlılık ve birliktelikle koruduğu, şimdi ise üstün bir konuma geçmeye hazırlandığı bir zamanda, ayrıca sizin gibi yüce bir kahramanı İslam'ın koruyucusu ve savunucusu bulduğu bir anda, laubali bir şekilde pis Avrupa medeniyetinden süzülen uydurma bir akım gönlünde yer tutamaz. İslâm âlemi içinde önemli ve devrim niteliğinde bir iş yapmak, ancak İslamiyet'in kurallarına teslimiyetle mümkün olabilir. Aksi olamaz ve olmamıştır. Olsa dahi kısa sürede sönüp gitmiştir.

8) Dinin zayıflayıp etkisini kaybetmesine sebep olan alçak Avrupa medeniyeti yırtılmaya yüz tuttuğu bir zamanda ve Kuran medeniyetinin ortaya çıkmasının vakti geldiği bir anda lakayt ve ihmalkâr bir şekilde "olumlu bir iş yapılamaz"; olumsuz ve yıkıcı işe ise bu kadar yıkıma maruz kalan İslam zaten muhtaç değildir. Napolyon'a değil belki Selahaddin-i Eyyubi gibi İslâm kahramanlarına tabi olmanız gerekir.

9) Sizin bu başarınızı, yüce hizmetinizi takdir eden ve sizi canı gönülden sevenlerin çoğunluğu inananlardır ve özellikle halk tabakasıdır ki, bunlar da sağlam Müslüman'dırlar. Sizi ciddi anlamda sever, tutar ve size minnet duyarlar. Fedakârlığın takdir eder, uyanışa geçmiş en büyük ve en müthiş bir kuvveti size sunarlar. Siz dahi Kuran'ın emirlerini uygulayıp, onlara bağlanıp dayanmanı; İslam'ın yararı adına gereklidir. Yoksa İslamiyet'ti soyutlanmış olan bedbaht, milliyetsiz Avrupa dükünü, Batı taklitçilerini Müslüman halka tercih etmek İslam'ın yararına aykırı olduğundan İslam âlemi bakışını başka tarafa çevirmeye ve başkasından yardım istemeye mecbur kalacaktır.

10) Bir yolda dokuz yok olma ve bir kurtuluş ihtimali varsa, hayatından vazgeçmiş cesur bir k gerekir ki, o kurtuluş yoluna yönelsin. Şimdi 24 saatten bir saati işgal eden namaz gibi bir dini zorunluluğun uygulamasında yüzde 99 kurtuluş iht mali vardır. Yalnız gaflet ve tembellik gibi bir risk belki dünyevi bir zarar olabilir. Hâlbuki farzların terk edilmesinde doksan dokuz zarar ihtimali bulunuyor. Yalnız gaflete, sapkınlığa dayanan tek b kurtuluş ihtimali olabilir. Acaba dine ve dünyaya zarar olan ihmal ve farzların terkine ne bahane olabilir? Onur ve haysiyet buna nâsil izin verir? Mücahit grubun ve yüce Meclis'in hal ve hareketleri halk tarafından taklit edilir. Kusurlarını millet ya taklit edecektir ya
da eleştirecektir ki her ikisi de zarardır. Demek ki onlardaki Allah'ın hukuku, kulların haklarını da kapsıyor. Sırr-ı tevatür (sağlam bilgilerin, güvenilir isimler tarafından nesilden nesile nakledilmesi) ve fikir birlikteliğini kapsayan hadsiz, haberleri ve delilleri dinlemeyen ve nefsin safsatalarını ve şeytanın vesveselerinden gelen vehimleri kabul eden adamlarla hakiki ve ciddi bir iş görülmez. Bu büyük inkılabın temel taşlarının sağlam olması gerekir. Bilirsiniz ki ebedi düşmanlarınız, sapkınlıklarınız ve hasımlarınız, İslâm'ın gerekliliklerini tahrip ediyorlar. Öyle ise mecburi göreviniz İslam'ın gerekliliklerini yaşatmak ve korumaktır. İslam'ın değerlerini hafife alma, milletin zayıflığını gösterir, zayıflık ise düşmanı durdurmaz, bilakis cesaretlendirir.
-Hasbunallahu ve ni'me'l-vekîl, ni'me'l-mevlâ ve ni'me'n-nasîr- "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir (Al-i İmran Suresi, 173). O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır (Enfal Suresi, 40)."
23 Kasım 1922
Duacınız
Said-i Kürdi
Meclis Riyaseti 5/3218
Evraka 2/12/338 Hıfzı



Üye Olan Herkese 30 TL ve Üzeri Siparişlerinde Kullanabilecekleri 5 TL Hediye !!!

Yorum Yap Yorumlar (183)
  • fevzi fevzi ( 1 yorum ) ALİMDEN MOLLADAN ŞEYHDEN ANLAMAYAN GERİ LER ÇOK BOŞ KONUŞMUŞ. MÜCEDDİT TEN MÜŞTEHİT TEN HABERİ OLMAYANLAR Kİ BUNLARIN NE DEMEK OLDUGUNU BİLMEYENLER NEYE GÖRE SIRADAN MOLLA YA DA ŞEYH DİYEBİLİYOR.BU NE BİÇİM Bİ SABİT KAFALILIK NE BİÇİM Bİ AT GÖZLÜĞÜDÜR.ARAŞTIRIN DEDİĞİM İKİ KELİMEYİ BAKIN BU CAHİLLİK NEREYE KADAR.04.02.2012 05:52
  • bilal yalçın ( 9 yorum ) Bir de hakaret eden kişilere şunu söylemek isterim ki bugün cahilane bilmeyerek yaptığınız yanlış yorumlar yarın huzuru ilahide karşınıza çıkarıldığında Cenab-ı Hakk'a ne cevap vereceksiniz. Onun halis bir kuluna yapılmış tek bir kötü söz bile kişiyi hakperestlikten ve hakikatten uzaklaştırdığı için ebedi cehenneme düşürebilir. Sevgilerimle16.04.2011 05:43
  • murat ak ( 120 yorum ) muhammet akel bırak soytarılıgıda git araştımayı öğren. ajan casusua gelince iş sizden iyi vatan satan milleti satan kendi çıakrı için israile abd rusa biat eden başka kım var bu ülekde. hepiniz toplanmısınız tarakat şaklabanlıgı adı altında milleti sömurmekden başak satmakdan başka ne iş yaparsınız. eğer beynın var ki sanmam ama git araştır internetten g05.01.2011 16:55