Şair Arif Damar...
İclal Aydın - iclal@gazetevatan.com

2 Nisan 2010 tarihinde şöyle bir bölüm geçiyormuş yazımda...
“...Birkaç gün önce Feriköy’de, bir devlet okulunda bu yıl 85’inci yaşına ulaşan şair Arif Damar ile birlikte olduk tesadüfen. ‘Siz kimsiniz hanımefendi, ne iş yaparsınız‘ dedi...
Oyuncuyum efendim, köşe yazıyorum aynı zamanda dedim. ‘Hangi gazetede?‘ dedi. Vatan diye yanıtladım.
Hastalıktan sesim çıkmıyor, gözlerim akıyordu. ‘Ben sadece Cumhuriyet, Taraf ve Radikal okuyorum‘ dedi. ‘Yani sizi tanıyamıyorum kusura bakmayın...‘ Gülümsedim... Ama hiç şaşırmadım...”
Biriyle tanışmış olmak ölümü de yakın mı kılıyor diye düşünüyorum... O kadar çok sigara içiyordu ki şair... O kadar çok hem de...
Öksürüyordu, sesi kısıktı ama sigarayı birbiri ardına yakıyordu....
Müthiş bir hafıza, son derece keskin bir muhakeme ile ürkütüyordu karşısındakini.
Bir süredir yoğun bakım ünitesinde tutulan Şair Arif Damar dün aramızdan ayrıldı...
***
Bir gün önce de uzun yaşamanın sırrı var mı diye sormuştum 105 yaşındaki İbrahim amcaya....
İbrahim amca hem duymuyordu hem susmuyordu...
Ben ne sorarsam sorayım; kafasında anlatacaklarını sıralamış, onlardan bahsediyordu. Arada bir bir şey hatırlıyor, ağlıyor, ağlayarak konuşuyor ne anlattığı hepten yitip gidiyordu.
Birkaç kez üst üste “Nasıl baktın kendine İbrahim amca?” diye bağırmak zorunda kaldım. İşitmiyor, sürekli “ney?” diye soruyordu.
Sonunda anladı. “Hareket ettim ben... Geçen yıl zeytin topladım torunlarla” dedi...
Sonra ağzını açıp yanındaki genç hanıma bakmaya başladı...
Uzun yaşamakla gelen çocuksu hal hepsinin üzerine yerleşiyor demek ki... Aynı şeyi Allah uzun ömürler versin, kendi dedemde de görüyorum...
***
İnsan öleceğini bile bile hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor ya... Yeniliyor kendisine, zaaflarına... Kırılıveriyor çıt çıt diye saçma küçük şeylere.. Ve ne çok erteliyor yapılacak işleri... Sanki ölümsüzmüş gibi uzatıyor zamanı...
Yeşim Ceren Bozoğlu ertelemeden bir iş yapmış... Oyuncular ve oyuncu adayları için deneyimlerinden yola çıkarak şahane bir kitap yazmış. Ben okurken çok sevindim ve sevdim. Bir daha dönmem dediğim sahnenin ateşini tekrar yaktı sanki...
Genç bir oyuncu Yeşim. Genç bir yönetmen... Yaşlanmayı beklemeden, yarını ertelemeden çok şahane bir iş yapmış...
Siz onu Doktorlar dizisinin Gestapo’su, Geniş Aile’nin Sevim-Sevinç’i olarak izlerken o kendinden sonrakilere şimdiden bir miras hazırlamış... Ölümsüzlüğün ve uzun yaşamın sırrı burada aslında... Yazıda... O yüzden hiç ölmedi ki Arif Damar aslında....
Maaşa yeni zam formülü

FACEBOOK YORUM
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha hızlı onaylansın!
- Haberlere yorum yazabilmeniz için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
- Eğer üyeyseniz, aşağıdaki formu kullanarak hemen giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz...
- Uzun yorumları yoğunluk nedeniyle yayınlayamıyoruz, lütfen kısa yazmaya dikkat ediniz...
- Bu sayfa, eleştirilerinizi iletebileceğiniz demokratik bir platform sağlamak için açılmıştır. Lütfen başka amaçlar için kullanmayınız...
- Yorumlarınızdan doğabilecek yasal sorumluluk size aittir...
şair 'ölüm bize ne uzak,ne yakın bize ölüm,ölümsüzlüğü tattık,ne yapsın bize ölüm'diyor.işte asıl marifet bunu söyleyebilmekte.
21.10.2010 12:20:55
İlk oylayan sen ol!
0
0
0
Saksı Elimde demin Küçük bir saksı vardı Boş bir saksı Nasıl ağırmış meğer Nasıl kolum ağrıyor Boş Bomboş Çiçeksiz bir saksı Arif Damar
21.10.2010 12:01:54
İlk oylayan sen ol!
0
0
0
1500. Yazinizi kutlarim guzel insan. 8 yilda sizde cok sey degismis. Basarilarinizin devamini dileyenlerdenim.
21.10.2010 07:26:09
İlk oylayan sen ol!
0
0
0