Önder ünlü bilim adamı Albert Einstein’in “Ahmaklığın en büyük kanıtı aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemektir” sözlerini anımsatarak başladığı konuşmasında “Şu anda yeniden uzatılmasını görüştüğümüz savaş tezkeresi bu bilmezliğin ürünüdür” dedi. Sadece 1992-1997 arasında gerçekleştirilen 4 sınır ötesi harekatta, PKK’nın 5 bin 701 kayıp verdiğini, 1697 PKK’lının yaralı ele geçirildiğini, aynı harekatlarda 237 askerin şehit olduğunu, 739 askerin de yaralandığını söyleyen Önder, ardındaki acıların bilinmemesi halinde bu rakamların kuru bir sayı olmaya mahkum olacağını ifade etti. İsim vermeden Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen ses kaydına gönderme yapan Önder, şöyle konuştu: “Bir eski Genelkurmay Başkanı söyledi, birtakım meçhul güçler dinledi, anladık ki kazın ayağı öyle değilmiş. ‘Şanlı ordumuz’ edebiyatıyla açıklanamayacak kadar vahimmiş mesele. Bu ortaya çıktığında adına ‘özeleştiri’ dediler. Herkes başka tarafa baktı. Bunların yarısını biz söylesek dağa çekerlerdi. Allah’a emanet durumda savaşıyormuşuz. Madem durumumuz allaha emanet bu komutanlara bu kabineye bu kararlara ne gerek var? Kürtler de sizin gibi ademin güzel çocuklarıdır. Ben de Türk’üm. Kürt’lerden daha vahim noktaya itilen bir halk vardır o da Türk’lerdir. Türk’ün önüne Kürt’e düşmanlık etmekten başka hiçbir alan bırakılmadı. Şehitlik meselesiyle, cihatla bu iş olacak gibi değildir. Askerliğin zorunlu olduğu yerde şehitlikten bahsedilemez.” Acemiliği nedeniyle konuşma süresini ayarlayamadığını ifade eden Önder, 20 dakikalık süresinin bitmesi üzerine mikrofonun sesinin kesilmesinin ardından “vicdani retçi biri Başbakan’a, ’beni idam edin’ diye mektup yazmış” diyerek, elindeki mektubu kürsüye bıraktıktan sonra yerine geçti.