Türkiye’nin adresi
Zülfü Livaneli - zlivaneli@gazetevatan.com

Aranızda Bağdat’ı görmüş olan var mı? Ya Halep’i, Şam’ı, Basra’yı? Ben bu şehirlerin hiçbirini görmedim; Orta Doğu’da sadece Kudüs’e gittim. Bu konuda zor bulunan bir örnek de sayılmam herhalde.
Bizde yurt dışına çıkanların çoğu Batı’ya gider. Hac ya da Suudi Arabistan’da inşaat işçiliği dışında Orta Doğu’ya gitmek kimsenin aklına gelmez pek.
Oysa Orta Doğu bizim tarihimizdir, anılarımızdır, yakın zamana kadar “vatan toprağı“ olarak algılanan yerlerdir.
Biz bu şehirleri merak etmeyiz.
Londra’daki büyük mağazada hangi eşyanın hangi rafta bulunacağı ya da Paris’te hangi pastanın nerede yeneceği bilgileri bile değiş tokuş edilir de Bağdat’ın bir tek caddesi bile bilinmez.
Orta Doğu şairlerini, yazarlarını, ressamlarını tanımayız. Arap ve Fars kültürü bize Fransız, İngiliz, Amerikan kültürü kadar yakın değildir.
Hepimizin bildiği gibi bunun sebebi yeni bir başlangıç yapan Cumhuriyet’in, yüzünü Batı’ya dönmüş olması.
Çünkü imparatorluk subayları o bölgelerde çok acı çektiler, ihanete uğradılar, arkadan hançerlendiler. Arabistanlı Lawrence filmindeki Osmanlı birliğinin tek bir kişi sağ bırakmamacasına katledilmesi bunun sadece bir tek örneği.
Bu gerçeği yaşayarak öğrenen Osmanlı subayları, kendilerinden sonra gelen kuşakların yani bizlerin yüzümüzü Batı’ya çevirip “arkana bakma çocuğum!” dediler, “sakın arkana bakma!”
Arka bahçe belalıydı, zordu, dikenlerle kaplıydı. Kör kuyular, çıngıraklı yılanlar, zehirli bitkiler vardı. Bu yüzden biz hep ön bahçelerde oynayarak büyüdük.
Cumhuriyet kuşakları ne Bağdat’ı hatırladı, ne Şam’ı, Ne Halep’i.
“Âşıka Bağdat sorulmaz!” diye şarkı söyledik ama Bağdat’ı düşünmedik hiç.
“Halep ordaysa arşın burada!” dedik ama aklımıza Halep’e gitmek gelmedi.
Aradan yıllar geçti ve arka bahçenin hayaletleri bizi çağırmaya başladı.
“Gel, gel! Sen buraya aitsin, gel hadi!”
“Hayır” dedik, “Hayır, gelmeyeceğiz. Biz Batılıyız: Fransızlar, Almanlar, İngilizler gibiyiz.”
Arka Bahçe “Başın öyle ama gövden burada!” diyordu ısrarla. “Bak 1920’lerde nerede başladınız ve sonunda nerelere geldiniz. Israr etme, sen bu geçmişe aitsin, gel gel kollarımıza...”
Askerlerimiz Kuzey Irak’a girerken zihnimiz, gönlümüz ve siyasetimiz de alabildiğine kadim Şark’a açılıyordu.
Arka bahçe bizi çağırıyordu.
“Arkana bakma çocuğum!” diyen imparatorluk subaylarının resimleri ise asılı oldukları duvarlardan hüzünle bakıyorlardı bize.
Maaşa yeni zam formülü