Arşiv: git
ara
Üye Girişi

Yazarlar

Yalan söylemeyin 'Emir komuta altındaki darbenin suç olduğunu bilmiyordunuz hiçbiriniz!..'

Reha Muhtar - rmuhtar@gazetevatan.com
Reha Muhtar
12 Eylül günü, sokağa çıkma yasağı varken akşam saatlerinde gazetecilik yaptığım Ulusal Basın Ajansı’nda Kenan Evren’i dinlerken duydum o sözü...

“Türk Silahlı Kuvvetleri” diyordu Kenan Evren ve mealen “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesine dayanarak, Cumhuriyeti koruma ve kollamak için müdahalede bulunmuştur...” diye bitiriyordu...

Gazeteciliğe başlayalı topu topu 9-10 ay olmuştu...

Ama solcu kültürle bezenmiş bir siyasi geçmişten geliyordum ve 12 Mart’ta da benzeri sözleri duymuştum...

Türk Silahlı Kuvvetleri “Tehlike gördüğünde Cumhuriyeti korumak ve kollamak için müdahale ederdi...”

Bu benim bilinçaltıma “kanunsuz değil, kanuni suç değil Anayasal bir görev olarak” işlemişti...


***



Ben uzun yıllar, “Darbe, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde emir komuta zinciri altında yapılırsa, Anayasa’ya uygun, eğer emir komuta zinciri bozulursa “suç” olduğuna inandım...

27 Mayıs 60 müdahalesi emir komuta zinciri altında olmamıştı ama, Demokrat Parti ordunun tepesini de kendi yandaşlarıyla donattığı için, Cumhuriyet’i koruyan ve kollayan güçler alttan gelmişti...

Ne eksik ne fazla bu işten anlayanların yüzde 99’u bu konuyu böyle bilir Türkiye’de...

Biz tehlikede olduğu zaman Cumhuriyet’i koruma ve kollamanın “suç olmadığına inandırılmış” bir kuşağız...


***



12 Eylül’ün bir yıldönümünde, dönemin en güçlü paşalarından MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık’la televizyon için Bodrum’da bir röportaj yapmıştım...

Saltık “hazırlıkları gayet açık bir şekilde anlatıyordu...”

O anlatırken hiçbiri de ne bana ne ona suç gibi görünmüyordu...

Bunu niçin anlatıyorum...

Balyoz darbe planları veya Özden Örnek’in darbe günlükleri olduğu iddia edilen notlar piyasaya sürüldüğünde ve Ergenekon süreci başladığında, çok geniş bir kesimimizin bunu suç görmememizin altında, bilinçaltına işlenmiş ‘Türk Silahlı Kuvvetleri tehlike gördüğünde Cumhuriyet’i korur ve kollar’ metni yatar...

Bilinçaltındaki o metin “şimdi değiştirilmesi için karşılıklı top çevrilen 35. maddedir...”


***



Gandi Kemal’in “Değiştirsenize” diye bastırdığı, Tayyip Erdoğan’ın “ortak bir metinde uzlaşalım” dediği konunun altında bu toplumun bilinçaltına işlemiş en derin “hüküm” yatıyor...

Mustafa Balbay’ı 1.5 yıldır içerde tutan, gazetecilik notlarını bu kadar rahat tutmasının altında da “bu tip eylemlerin gerçek anlamda suç oluşturduğuna inanmaması” yatar...

Solcu gençliğimizde 12 Mart, 12 Eylül darbelerine karşı çıkardık...

Ama karşı çıkma gerekçemiz, “askeri darbelerin faşizmle özdeşleşen klişe algısından” kaynaklanırdı...

Solcular darbelere yasal olmadığı için değil, faşist olduğu için karşı çıktılar...


***



Kimse yalan söylemesin bana...

Askerlerin Cumhuriyet açısından tehlike gördüğü durumlarda emir komuta zinciri altında yani Genelkurmay Başkanı’nın komutanlığında “Cumhuriyeti koruma müdahaleleri”ni hiçbiriniz suç olarak görmüyordunuz...

Görmediğiniz için, içeri alınmalar, tutuklanmalar “Ne oluyoruz” sorusunu sormamıza neden oluyorlar...

Bizi geçtik...

Ben komuta kademesindeki en etkili unsurların bile, “Birçok faaliyeti suç kavramında görmediklerini” biliyorum...


***



Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tehlike gördüğü durumlarda Cumhuriyet’i korur ve kollar demek olan 35. madde, toplumsal bir uzlaşı altında “bu ülkenin bilinçaltından çıkartılmalı...”

Darbenin her türünün emir komuta veya emir komutasız “suç” olduğu, AKP ve CHP’nin “sivil insiyatifiyle” sağlanmalı...

Bu konu çocuk oyuncağı değil ve bütün toplumun bilinçaltındaki suç kavramını oluşturuyor...

Dün duydum ki “Süleyman Demirel 35. maddeyi değiştirme işi o kadar kolay değil” diyormuş çevresine...

Doğrudur, kolay değildir...

Çünkü “Yerine Cumhuriyeti rejim değişikliğinde koruyacak sivil güçler ve nasıl koruyacakları iyi tarif edilmelidir...”


*****



KİM KORUYACAK CUMHURİYET’İ?..


Kesin olan şudur ki, dünya değişmekte ve artık “Orduların ülke içindeki rejimi koruma” günleri sona ermektedir...

İspanya, Portekiz, Yunanistan’da askeri darbeler, ya da generallerin ülke rejimi üzerinde söz sahibi olduğu günler geride kaldı...

Türkiye de askerin siyaset dışında kalacağı tamamen sivil bir rejime geçecek geçmesine...


***



Ve fakat...

Soru şudur...

Rejimin demokratik ve laik yapısını son tahlilde kim koruyacak?..

Buna liberal arkadaşlar ile AKP’liler “elbette millet” diyorlar...

“Elbette millet” buna kim itiraz edebilir?..

Ama millet adına en son noktada hangi kurum?..

Soru şudur:

“Parlamentoda yarın bir faşist parti çıksa ve oyların büyük çoğunluğunu alsa, ya da Türkiye’yi bir parti çıkıp İslam Cumhuriyeti yapmaya uğraşsa” buna “hayır yapamazsınız” diyecek etkili bir sivil kurum olacak mıdır?..”

Parlamento elde var bir...

Ama ya parlamentonun kahir çoğunluğu “demokrasiden vazgeçmeye karar verirse” o zaman ne olacak?..

Parlamento demokrasiyi istemedi, bu istek de demokratiktir deyip, kabul mü edeceğiz?..


***



Evet askerin rejimi koruması çağımızda kabul edilecek bir siyasi davranış modeli değil...

Ama demokratik rejimin korunması, çağımızdaki demokrasinin ülkemizde de devam etmesi için elzem...

35. maddede, AKP ve CHP’nin ortak sivil insiyatifi ve geniş bir çözüme oturtmaları bunun için önemli...

AKP ve CHP bu konuda işbirliği yapmalıdır...

Sivil demokrasi ancak ikisinin “her yönü gözeten bir demokratik rejim formülüyle” çıkartılabilir...

Aksi güdük kalacak ve kafamızdaki soru işaretlerini gidermeyecektir...

Maaşa yeni zam formülü




 ADnet Reklamları Reklam vermek için tıklayınız  



 

GÜNÜN HABERLERİ


FACEBOOK'TA PAYLAŞILANLAR tümü

FOTO GALERİ tümü
Günün magazin haberleri Puan: İzlenme: 2481
3,5 Grev! Puan: İzlenme: 100030
Bir Türkiye gerçeği Puan: İzlenme: 181217
Mersin'de memur eyleminde arbede Puan: İzlenme: 5992
kişisel

TWITTER'DA PAYLAŞILANLAR tümü